menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KURTULUŞ KURUNTULARLA DEĞİL, İMAN VE AMELLE MÜMKÜNDÜR

15 0
11.08.2026

KURTULUŞ KURUNTULARLA DEĞİL, İMAN VE AMELLE MÜMKÜNDÜR

“Kurtuluşa ermek ne sizin ne de Ehl-i kitabın boş kuruntuları ile mümkündür. Kim bir kötülük yaparsa onun cezasını çeker ve kendisi için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulur.” (Bakara 2/123)

Dinin içinin boşaltılarak bir rekabet ve sömürü aracına dönüştürülmesinin örneklerini Yahudilerin tarihinde çokça görüyoruz. Kur’an’ın nazil olduğu dönemde Yahudiler arasında Tevrat’ı tahrif etmek, dini istismar etmek, dinî hakikatleri gizlemek, Allah’a verdikleri sözü bozmak, maddî çıkarları dinin önüne geçirmek, faiz, rüşvet, haksız kazanç gibi birçok günah yaygındı. Buna rağmen kendilerini tertemiz görüyorlardı. (Nisâ 4/49) Günahlarla iç içe olan bu çelişkili hayatları, yukarıdaki ayette de belirtildiği üzere birtakım yanlış düşünce ve kuruntulardan (emânî) besleniyordu.

“Kuruntu”; yanlış ve yersiz düşünce, gerçekle örtüşmeyen beklenti, boş temenni ve asılsız iddia anlamlarına gelmektedir.

Mesela Yahudiler kendilerini imtiyazlı görüyor, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz.” diyorlardı. (Mâide 5/18) Böylece hem dünya hem de ahirette Allah’ın “özel ve ayrıcalıklı” kulları olduklarını iddia ediyorlardı. Yine Yahudi ve Hıristiyanlar cenneti kendi tekellerinde görüyor, “Cennet yalnız bize aittir.” diyorlardı. (Bakara 2/111) Cehennemde de kendilerine ayrıcalıklı davranılacağına ve orada yalnızca birkaç gün kalacaklarına inanıyorlardı. (Bakara 2/80) Yanlış inançlarından biri de Yahudi olmayanlara karşı hak ve hukuk konusunda herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürmeleriydi. (Âl-i İmrân 3/75) Böylece uydurdukları bu asılsız iddialar, onları din konusunda ciddi bir aldanışa sürüklemişti. (Âl-i İmrân 3/24)

Kur’an, Yahudilere “Bunlar sizin kuruntularınızdır (emâniyyukum).” diyerek cevap verir. (Bakara 2/111) Ardından dinî hayatın içi boş sloganlarla değil, Allah’a samimiyetle teslim olmak ve O’nun buyruklarını yaşamakla mümkün olacağını şöyle ifade eder:

“Hayır! Kim Allah’a içtenlikle teslim olur ve iyilik yaparsa, onun mükâfatı Rabbi katındadır.” (Bakara 2/112)

Bir başka ayette Yahudilerle birlikte Müslümanlara da hitap edilerek dinî hayatın kuru iddialarla olmayacağı şöyle bildirilir:

“Ne sizin kuruntularınız ne de Ehl-i kitabın kuruntuları geçerlidir. Kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görür ve kendisi için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulur.” (Bakara 2/123)

Demek ki hesap gününde kimliği, mensubiyeti veya aidiyeti sebebiyle hiç kimseye ayrıcalık yapılmayacak; herkes yaptığı amellerden hesaba çekilecektir.........

© Mir'at Haber