SÜNNİLERLE ŞİİLER ARASINDAKİ İHTİLAFLI KONULAR
SÜNNİLERLE ŞİİLER ARASINDAKİ İHTİLAFLI KONULAR
Bir önceki yazıda Sünni Şii çatışmasının büyük ölçüde “tarihi ve aktüel siyasi sebepler” yanında “uluslararası ve bölgesel boyutu” olduğuna değindik. Ancak çatışma potansiyeli sadece harici kışkırtma veya salt siyasi sebeplerden kaynaklanmıyor, bunu geriden besleyen “kelam, fıkıh, hadis ve disiplinlerin usulüne ilişkin te’vil ve içtihat farklılığı” da var. Geniş kamuoyu bununla yakından ilgili olmasa da, mezhepler arasında yakınlaşmayı (“tefrik” değil, “takrib”i) savunanlar, asıl bu zeminde bir anlayış birliği ve diyalog sağlanmadıkça çatışma potansiyelinin her zaman aktif hale gelip Müslümanların siyasi ve sosyal birliğini tehdit edebileceğine dikkat çekiyorlar.
Metin okumalarından ve kişisel gözlemlerimden edindiğim kanaat şu ki, ihtiras ve iktidar mücadelelerinin motive ettiği siyaset ve siyasetçiler, aksi beyanlarına rağmen mezhepler arası yorum ve içtihat farklılığını çatışmaya dönüştürmek istiyorlar; mezhepler arası kelam, fıkıh, hadis ve usule ilişkin görüş ayrılıklarını ellerinden geldiğince canlı tutup bundan istifade etmeye çalışıyorlar. Mezhepler arası farklılıklar, usul dairesi içinde kaldığı müddetçe “görüş, yorum, tefsir, te’vil veya içtihat farkı” olarak algılanır ve bu esasında ilim ve düşünceye zenginlik katar; siyasetçilerin aktüel dolaşımına girdiği andan itibaren çatışma potansiyeli yüksek “ihtilaflar”a dönüşür. Siyasetçiler, ihtilafı besleyen en önemli argüman ortadan kaldırıldığında, -mesela “mezhep mensupları bir araya gelsin” teklifi gündeme geldiğinde- olmadık şartları öne sürmeye başlarlar. Osmanlıların Nadir Şah’ın teklifine karşı gösterdikleri olumsuz tutum bunun örneğidir. Zımnen karşı teklifleri “sen mezhebinden vazgeç, siyasi özerkliğin olmasın, tümüyle bana itaat et!” şeklinde belirginleşir, bu ise değil birleşme ve yakınlaşmayı, siyasetçinin en çok sevdiği çatışmaya yeni bir besin kaynağı sağlar. İktidar meftunu siyasetçi için bulunmaz fırsat, önüne yorum veya içtihat farkının çatışmayı besleyen argüman olarak sunulmasıdır; bunu resmi ulema ve iktidar aydınları severek yaparlar.
Burada İslami disiplinler alanındaki yorum ve içtihat ayrılıklarının sakin bir şekilde masaya yatırılması lazım:
Usule ve fürua ait temel ayrılık noktalarının doğru tespiti,
Te’vil ve içtihat farkına rağmen üzerinde ittifak edilebilecek hususlar,
İttifak edilecek konuların dikkatli bir biçimde tespit ve tayini ile
Üzerinde uzlaşma sağlanamayan kelami ve fıkhi konuların Müslümanların birliğine/vahdete zarar vermeden yorum ve içtihat farkı olarak kabul edilmesi, çatışmaların meşruiyet zeminini yok........
