SİYASETİN REEL VE İDEAL POLİTİĞİ
SİYASETİN REEL VE İDEAL POLİTİĞİ
Çoğu zaman ideal politik ile reel politiğin ayrı, hatta karşıt siyaset biçimleri olduğu farz edilir, bu yanlıştır. Söz konusu yanlış hem iç hem dış siyasette tekrarlanır. İnsan hayatının en esaslı faaliyeti olan siyasetin iki boyutundan biri ideal, diğeri reeldir. Demek istediğim şu ki, tümüyle reel gibi görünse de rasyonel ve pragmatik zeminde yürütülen reel politiğin bir ideal politiği vardır. Siyasette ideal, siyasetçinin veya siyasetçi öznenin ulaşmak istediği asli/nihai hedeftir, reel ise öznenin sahip olduğu, malzeme ve yöntemleri kullanabilme kapasitesi ve yetisidir. Kapasite ve yeti, maddi ve manevi, fiziki ve ruhi/ahlaki güç potansiyelinde ifadesini bulur.
Buradan şu genel yargıya varıyoruz:
İdeal politik “ideal” sıfatına sahip olmakla “iyi veya ahlaki” olmaz. Başka bir deyişle her ideal “iyi” olmayabilir, “iyi”nin garantisi değildir. Söz gelimi Trump’ın “iyi”si, Amerika’nın gücü yettiği her beşerî coğrafya üzerinde tahakküm kurup kaynaklarını yağmalamaktır. Bu durumda iyi siyaset bir toplumda herkes (ferd-i vahid her insan -birey değil-) ve her sosyoloji (el camia) için “ortak iyi ve ortak fayda”yı esas alan siyasettir.
Bana göre iyi siyasetin beş umdesi; 1. herkes için ve herkese özgürlük, 2. özel, sivil ve kamusal ahlaki sorumluluk, 3. hukuk/adalet, 4. İhtiram, 5. sosyo politik zeminde bir arada yaşama sanatı ve beceresini ifade eder. Esasında siyasetin bundan öte bir anlamı da olmamalıdır, çünkü siyaset maksadı icabı iktidar ilişkisini düzenler; iktidar “herkes için ortak iyi ve ortak fayda”yı temin etmiyorsa kötü siyasetle yürütülüyor demektir. İyi ve ahlaki değer de referans aldığı değerler sistemine göre değişir; reel politiğe iyi ve ahlaki niteliği kazandıran şey ideal politiğin sıfatının dayandığı değerdir. O halde reel politikte başarının aracı olarak kullanılan kötü malzeme ve yöntem, bir ölçüde yöneldiği ideal hedefle maluldür, başka bir deyişle........
