menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KURUMSAL SÜNNİLİĞİN REHBERİ: MUAVİYE (1)

60 0
23.03.2026

KURUMSAL SÜNNİLİĞİN REHBERİ: MUAVİYE (1)

Mevcut durumda İslam ümmetinin birlik halinde küresel emperyalizme ve onun kirli işlerini gören  Siyonizm’e karşı koyması imkansız değilse de, en azından şimdilik hayli zor görünmektedir. Bölgemizde tarihin en şiddetli savaşı kendi ifadeleri ile Haçlı Hıristiyan Amerika ve Siyonist Yahudi İsrail ile İran İslam Cumhuriyeti ve müttefikleri Lübnan Hizbullahı ve Yemen Zeydi Ensarullah arasında sürerken, neredeyse Sünni dünya (Hamas ve Afganistan İslam Emirliği hariç) resmen ve fiilen Haçlılar ve Siyonistler safında yer almış bulunmaktadır.

Bu utanç verici durumun birden fazla sebebi var. Sebeplerden biri İslam’ın doğuşunu takip eden ilk asırda vuku bulan olaylar, bu olayların derin etkisi altında oluşan olgulardır. Siyasi rekabet ve mücadeleler sadece Müslümanların kelami kabullerini belirlemekle kalmadı, bugünü de derinden etkileyen kötü bir miras olarak intikal etti.

Benim bir tarih görüşüm/felsefem ve tarihsel olayları anlamaya ve açıklamaya çalışırken takip ettiğim yöntemim (tarih usul) var. Bakış açımdan olaylar karşısında tarafsız değilim, varlık aleminde tarafsız, tamamen nötr bir alan yok ki sosyo-politik hayatımızda olay ve olgular karşısında tarafsız, nesnel, değerden bağımsız davranalım. Tarafsız değilim, ama elimden geldiğince olayları belirleyen ve etkileyen faktörleri doğru anlamaya gayret edip adil olmaya çalışıyorum. Bu, referansım olan Kur’an’ın “adil şahitlik” ilkesine sıkı sıkıya riayet etmeyi gerektirir (5/Maide, 8).

Sünni, Selefi, laik vs. halkı Müslüman ülkelerin bu gurur kırıcı tutumun tarihi kaynaklarına indiğimiz zaman, ilk asır Müslümanlarının yaşadığı tecrübe karşımıza çıkar, bunun da belirleyici iki aktörü Hz. Ali ile Muaviye arasında süren dramatik savaştır. O günden bu yana ümmet iki ana akıma ayrılmış bulunmakta, söz konusu ayrımda Muaviye başrol oynamaktadır.

Beni Ümeyye ve banisi Muaviye’nin Müslüman siyaset düşüncesi üzerinde kurduğu blokajın yıkıcı etkilerini bugün de fazlasıyla yaşıyoruz. Eğer Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’i sevmek imandandır diyen ümmet, çürük ve sahte malzeme ile bir siyaset modeline ram olduysa bunun sebeplerinden birini burada aramalıdır. Tarihsel pratiği ve bugün süren anlayışa göre ümmet iktidarı Muaviye’ye, muhalefeti Ali ve Hüseyin’e verdi, ama Ehl-i Beyt’e reva görülen zulüm ve cefaya da karşı çıkmadı; zulme ve haksızlığa karşı çıkmayanlar........

© Mir'at Haber