menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ahdi Hatırlamak

20 0
19.02.2026

Epistemolojide söz konusu olan tümevarım ile tümdengelim, yerine göre ikisi de bizi gerçekliğin bilgisine götürebilir. Konumuz bakımından yerine göre enfüsi ve afaki tecrübe ve gözlemler bize Marifetullah’a giden yolları açabileceği gibi, başlangıç noktasında Haber-i sadıkla gelen Marifetullah da bize enfüsi ve afaki tecrübe ve gözlemlere işaret eder. Müslüman düşünce tarihinde yeterince üzerinde imal-i fikr edilmeyen şu ki, tümevarımın esası olan varlık ve öncelikle kucağında yaşadığımız maddi tabiatın her bir olay ve olgusu ayetler/ayât epistemolojide ihmal edlimşi olmasıdır. Kur’an’ın ısrarla vurguladıklarını dikkate alabilseydik, tabiat bilimleri bu kertede zayıf kalmaz; batı düşünce tarihini dramatik ikiliğe sevkeder idealizm-materyalizm çelişkisine ve hatta çatışmasına düşmezdik.

Sokrat’ın “Ben tabiatla ilgilenmem, ben kendimle ilgiliyim” dediği rivayet edilir; Sokrat’ın bu cümleyi kurup kurmadığını bilmiyoruz, ama antik Grek felsefesinde tabiattan insana geçişin Sokrat olduğunu biliyoruz.

Peki, bunun bizim açımızdan bir değeri var mı? Hayır”

Gayet sarih ifadelerle Kur’an-ı Kerim, Tanrı’nın varlığının birliğini şehadetle/tanıklık yoluyla temaşa edebileceğimizi, dolayısıyla bilebileceğimizi belirtir. Kelime-i şehadet Zat’ın ve Bir’liğinin kanıtlarına işaret eder. Batı epistemolojisinin iki kaşıt kutupta yerleştirip bir türlü içinden çıkamadığı ikilemi iki insani yetinin doğru kullanılmasıyla tevhid etmenin mümkün olduğunu ve esasında iki yetinin biri diğerini nefyeden değil teyid eden enfüs ve afak gerçeklikler olduğunu bildirir:

1) Bakıp gören göz, işitip duyan kulak,

2) Akleden ve tecrübe eden kalb/fuad. (Bkz. 11/Hud, 24; 13/Ra’d, 16, 19.)

Yahudi bilgini Rabbi Mose bin Maiman’s (1135-1204) göre, Tanrı’nın evreni gözle görünen kanıtı insanlığın kanıtıdır. Şehadet

a) Varlıkta zerreden kürreye,

c) Zamanda ve tarihte Allah’ın varlığına, birliğine tanıklık etmek; ilim, irade, kudret, azamet ve rahmetini gözleyebilmektir.

Bizim “yaratılmış tanrı” dedğimiz şey Kur’an termimonoljisinde “yanlış zan” olarak geçer. Sağlam ve güvenilir bir bilgiye (ilm) dayanmadan insanlar indî görüş ve telakkilerine göre Allah hakkında yanlış zanlarda bulunmaktadırlar. Zan ise ne doğru bilgidir ne de bizi gerçekliğe götürür. Doğrudan vahiy ile temas halinde olmayan her bilgi talibinin ulaşabileceği bilgi seviyesi zann-ı galiptir.

Allah hakkındaki yanlış zan, sahici bilgi ve habere dayalı olmayan “Cahiliye Zannı”dır. (3/Al-i İmran, 157.) Allah’a ortak koşan putperestler (müşrikler) kendilerince bir tanrı tasavvuru geliştirmişlerdi........

© Mir'at Haber