menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’NİN BÖLGEDEKİ KARA GÜCÜ: KÜRTLER

17 0
08.03.2026

ABD’NİN BÖLGEDEKİ KARA GÜCÜ: KÜRTLER

Bölgedeki 4 ülkede (Türkiye-İran-Irak-Suriye) önemli bir nüfusa sahip olan Kürtler, emperyal güçler tarafından hedefleri doğrultusunda zaman zaman kullanılmışlardır. Bu ülkelerin baskıcı iktidarlarının uygulamaları Kürt ayaklanmalarını kolaylaştırmış, sonuçta zayıflatılmak istenen ülkeler bu ayaklanmalar sayesinde hizaya getirilmiş, iktidarlar değiştirilmiştir.

Kürtlerin yoğunluğunun olduğu ülkeler arasında en demokratik ülke olan ülkemiz de ABD’nin kontrolü altında tutulmak istenmiştir. Bunun için ülkemiz iç kışkırtmalara sahne olmuş, bu yolla iktidarlara müdahaleler yapılmıştır. Ayrılıkçı bir terör örgütü olan PKK’nın ortaya çıkmasında CIA ve (o dönemlerde) MİT’in yönlendiriciliğinin yanı sıra sağ-sol çatışmaları gerekçe gösterilerek yapılan 12 Eylül darbesinin Kürt tutukluları Dıyarbakır hapisanesinde ağır işkencelerden geçirmesi PKK’nın varlık nedenini beslemiştir.

İsrail’in büyük devleti ABD, PKK üzerinden Türkiye’nin gücünü zayıflatmak ve böylece Bölgede yedek İsrail konumunda bir Kürt devleti kurabilmek için öncelikle Türkiye’yi PKK ile parçalamak istemiş, süreç içerisinde diğer üç ülkeden koparılacak parçalarla büyük Kürdistan kurulması amaçlanmıştır. Ancak, Türkiye’nin bölünmesi için devreye sokulup, palazlandırılann PKK ile hedefe ulaşılamamış, Irak’ın parçalanması ile bölgede bir Kürt Bölgesel yönetimi kurulmuştur. Diğer ülkelerde benzer yapılar oluşturmak için ise öne çıkan fırsatlar değerlendirilmek istenmiştir.

Özetle; ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik hamlelerinde Kürt unsurları, uzun yıllardır önemli bir vekil güç olarak konumlandırılmıştır. Bu yaklaşım, 2003’te Irak’ta Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesiyle somutlaşmış ve o tarihten beri sistematik bir şekilde geliştirilmiştir.

2003 Irak işgali sırasında ABD, Kürt güçlerini –özellikle Celal Talabani’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB/PUK) ve Mesud Barzani’nin Kürdistan Demokrat Partisi (KDP)– doğrudan sahaya sürmüştü. Bu işbirliği, rejimin kuzeyden çökertilmesinde kritik rol oynamış ve karşılığında Irak Kürtlerine fiili bir otonom bölge vaat edilmişti. Savaş sonrası süreçte bu vaat, 2005 Anayasası ile resmileştirildi ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) federe statü kazandı, Talabani ise Irak’ın cumhurbaşkanı olarak sembolik ama etkili bir konuma getirildi.

Elbette ki Kürtlere verilen bu hediyeler rastgele sunulmuş hediyeler değil. ABD, Kürtleri bölgedeki uzun vadeli çıkarları için bir kaldıraç olarak kullanırken, gerektiğinde onlara verdiği vaadleri de kısmen yerine getiriyor.

Irak’tan sonra bu model, Suriye’ye taşınmak istendi. IŞİD’e karşı mücadelede PKK/ YPG/SDG’nin oluşturulması ve........

© Mir'at Haber