“İSLAM BİRLİĞİ” Mİ DEDİNİZ?
“İSLAM BİRLİĞİ” Mİ DEDİNİZ?
Bu kafa ile gidecek olursak İslam birliği bir hayal. Böyle bir birlik için önce “Müslümanlardanım” diyen “güzel sözlü, akıllı, dürüst ve cesur, merhametli, sabırlı, adil” insanlara ihtiyacımız var.
Zaten değil mi ki, “İnnemel mü’minine ihvatün”. Bize kardeşliği emreden Allah’ımız. Hani işlerimiz istişare ve şura ile idi, yaşadığımız zamana, mekana, kişilere ve olaylara karşı adil şahidler olacaktık, tarihi övgü ve sövgü kitabı olarak okumayacaktık. ehliyet ve liyakatı esas alacaktık, insanların algıları ile oynamayacaktık.
İman ettik demekle yakamız bırıkılıvermeyecek. Ayet “Ey iman edenler iman ediniz” der. Bir başka kesim için “Mü’min olduk demeyin, Müslim olduk” deyin “Beni yönet demeyin, beni gözet “diyecektik. Din ve devlet, Allah’tan başka bir İlah, Rab, kurtarıcı kabul etmeyecektik. Cahillerden, zalimlerden, müstekbir’lerden, mütrefin’lerden olmayacaktık.
Bugünkü Müslümanım diyenlerinin çoğunun aslında, sorsan ezbere okuyacakları Amentüden bile haberi yok. Bir çoğu İslam hakkında yeterli bilgiye sahib değil. Bilmiyorlar, bilmediklerini bile bilmiyorlar.
Bir dernek, bir vakıf, şirket, kooperatif kurduktan sonra kavga eden, kendi aralarında anne-babalarından kalan mirası paylaşamayan, komşularından, akrabalarından habersiz insanlarla İslam Birliği kuramazsınız.
Bırakın İslam Birliğini, Sünni birlik, Şii birlik, Selefi Birlik, Maturidi – Eş’ari birliği bile kuramayız. Bırakın mezhebi, Nakşi, Kadiri Birliği kurabilir misiniz? Hadi daha da daraltalım, Risale-i Nur Birliği kurabilir misiniz? Türk’ü kaç grub, Okuyucu-yazıcı, Yeni Asya’cı, Bir de Kürt’ü var, Kürtçe risale-i Nur okuyan Nu Bihar, Med Zehra, Zaten Gülen Cemaat’ı ve Tahşiye grubu kendi aralarında ilmen, seyfen cihad halinde. Risale-i Nur davası temelde “İman, İhlas, Uhuvvet” değil mi?
İslam Birliğinin önündeki en büyük engel, Avami bir Selefiliğin Modifiye edilmiş şekli olan Vehhabizm, Safevi Şiası ve moda tanımı ile Ehli Sünnet ve Sufilik. Ya hu Selefi dönemi yok sayarsanız, İslam’ı yok ederseniz. Selefilik İslam’ın bir bütün olarak yaşandığı ilk dönem. Kur’an-ı Kerim o dönemde toplandı, Vahiy katipleri o zamanda yaşadılar.
Ardından gelen Şia dönemi, Hz. Ali ve Ehlibeyt dönemi ve onların yanında alınan Selefiliğin son dönemi değil mi? Biz hepimiz Hz. Ali ve ehli beyt tarafındayız. Ehli sünnet vel cemaat diye mezheb mi olur. Her Müslüman hem selefi, hem Hz. Ali taraftarı olarak Ali Şia’sından ve sünnet ehli, İslam cemaatı’nı kendi aid olduğu Cemaat olarak kabul eden bir anlayışa ihtiyacımız var. Biz dinimizi kendi aramızda parçaladık.
Öte yandan her Selefi Vehhabi değildir, Her Şii farklıdır. Şia-yı mufaddıla’sı, Şia’yı Gulat’ı ve Şia-yı sebbe’si var. Zeydilerin Şafilere........
