VELADETİNİN SENE-İ DEVRİYESİ MÜNASEBETİYLE ASHÂB-I KİRAMIN DİLİNDEN RESUL-İ EKREM (S.A.V.) EFENDİMİZ
13
0
27.08.2025
Yaratılmışların en şereflisi, Allah’ın en sevgilisi, iki alemin güneşi, en güzel örnek, Peygamberler dizisinin son halkası, Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya, Selat ve Selâm, Tahiyyatü ikram, her türlü ihtiram olsun.Yüce Rabbimizin “Alemlere Rahmet” ve “En güzel örnek” olarak gönderdiği Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizi, erişilmez kemalatı içinde anlatabilmek, hiçbir faniye nasip olmamıştır. O’nun huzur ve sohbetinde pişmiş, kıvama ermiş, ashab-i güzin hazeratının, muhtelif vesilelerle, çeşitli açılardan Resul-i Ekrem’i anlatmaya, hemen her yönüyle tanıtmaya, samimiyetle çalışmışlardır.Enes b. Malik (r.a.): “Resulullah (s.a.v.) sima ve huy olarak insanların en güzeliydi. Yaratılışı itibari ile insan tiplerinin en mütenasibiydi, ben Resulullah’ın ellerinden daha yumuşak ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokundum, Resulullah’ın kokusundan daha hoş bir rayiha koklamadım. Resulullah’a tam on yıl hizmet ettim. Bana bir defa bile “öf!” demedi. Yaptığım bir şeyden dolayı “Niye böyle yaptın?” demediği gibi, yapmadığım bir şey sebebiyle “Şöyle yapsan olmaz mıydı?” da demedi. [1] Hind b. Ebi Hale (r.a.), Efendimiz (s.a.v.)’i müşahedelerini şöyle anlatmıştır: “Kimseden güler yüzünü ve güzel huyunu esirgemezdi. İyiliği över, kötülüğü yererdi. Her işi itidal üzere ve ihtilafsızdı. Müslümanları ikaz etmekten geri durmazdı. Hakka ne tecavüz eder ne de hakkı yerine getirmekten geri dururdu…”Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) insanların densizliklerine karşı insanların en sabırlısıydı. [2] Risalet döneminde Mekke’de gördüğü tarifi imkânsız alaylar, hakaretler, boykotlar, ambargolar, işkencelerden hangisinin intikamını almaya kalkmıştır? Tabii ki hiçbirinin… Mekke’yi fethettiği gün Efendimiz (s.a.v.), tam 21 yılın sıkıntılarına bağışlama/affetme süngerini çekmiştir. Hz. Ömer (r.a.) şöyle anlatıyor: “Fetih günü Hz. Peygamber, Mekke’ye girdi. Saffan b. Ümeyye, Ebu Süfyan b. Harb, Haris b. Hişam’ı huzuruna çağırdı. Ben de kalbimden, “Allah bunları elimize düşürdü. Onlara daha önce yaptıklarını hatırlatacağım (hesabını soracağım)” dedim. Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.v.), “Benimle sizin durumunuz, Hz. Yusuf ile kardeşlerinin durumu gibidir. Bugün sizin üzerinize herhangi bir kınama yok. Allah sizi affetsin. Allah merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. Bunun üzerine ben düşündüklerimden utandım. [3]Verdiği sözde durmakta, Resulullah (s.a.v.) herkesten öndedir. Abdullah b. Ebilhamsa anlatıyor: “Peygamber olarak gönderilmeden önce idi, Resulullah (s.a.v.) ile bir alışveriş yapmıştım. Bu alımdan kendisine bir miktar borcum kalmıştı. Onu getireceğim söyledim, ayrıldım. Üç gün sonra bu sözümü hatırladım. Sabahleyin hemen anlaştığımız yere gittim. Resulullah (s.a.v.) oradaydı. Bana: Delikanlı beni sıkıntıya koydun. Üç gündür seni bekliyorum, buyurdu. [4] O, cömertti, kendisinden bir şey istendiğinde asla yok demezdi, varsa verirdi, olmadığında ise sükût ederdi. Resul-i Ekrem (s.a.v.) düşmanlarının bile iyiliğini isterdi. Allah Resulü (s.a.v.) Sakîf kabilesinin yaşadığı Tâif’e gitmeye karar vermişti. Zeyd b. Hârise’yi de yanına almıştı. Sakîf kabilesi, putlara tapan müşrik bir topluluktu. Resulullah (s.a.v.) kabilenin ileri gelenlerini İslâm’a davet etti. O’nun çağrısını dinlemedikleri gibi, şehrin çapulcu/ayak takımını peşine takarak taşlatmışlardı. Atılan taşlarla ayakları kanlar içinde kalan Allah Resulü (s.a.v.), bu zor anında Rabbine yönelmiş, O’na teslim olup rızasını talep etmiş ve “Allah’ım! Sakîf’e hidayet et” [5] diye duada bulunmuştu. Nitekim Resulullah (s.a.v.) Mekke’ye girmek istediğinde, bu kez Mekkeli müşrikler, birilerinin himayesine girmeden onu Mekke’ye sokmak istemeyeceklerdi. Hz. Âişe (r.anha) Validemizin Uhud’dan daha........
© Mir'at Haber
visit website