menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ED-DİN, BELİRLEYEN Mİ BELİRLENEN MİDİR?

15 1
21.01.2025

Din, sosyolojik olgunun dışında ilahi bir din olarak Yüce Yaratıcının İnsana yol göstericiliğini işaret eden ve belirten bir muhtevaya sahiptir. Din, insanın yaşarken neler yapması ve yapmaması gerektiğini belirten emirler ve nehiyler çizgisi olduğu kadar, ahlaki yetisini güçlendiren ve onu estetik bir zemine yaslandıracak uyarıları, örnekleri, meseller üzerinden ise ihtarları yaparak insanı kemale doğru yürüyüşünü sağlayacak ilkeler ve ideler bütünlüğüdür.

Allah, vahiy üzerinden insanlar arasından seçtiği bir kulu üzerinden insanlara bir rehberlik sunmaktadır. Her şeyi ile ulûhiyete dâhil olan dinin ilahi boyutu onun belirleyici etkenliği taşıdığı ve bir teslimiyeti içerdiği tartışılmaz bir gerçekliğidir. Son Din İslam’da bu ‘Belirleyen’ vasfını taşıyan bir din olma hüviyetini taşımaktadır. Tarih boyunca da hem ilahi din, İslam öncesi dini bakış, hem de son din İslam da tarihi boyunca belirleyici pozisyonunu taşımaya devam etmektedir. Başka türlüsü de onu din olmaktan çıkarmaktadır zaten…

Akla ilk gelecek olan mezheplerin çokluğu olacaktır tabii ki… Ama mezhepler, temel aksiyomlarda ayrışmayı değil birleşmeyi önermektedir. Ayrışma ise ayrıntılarda, dinin çoğul karakter taşıdığı zeminlerde geçerlidir. Tıpkı matematik ve mantık gibi temel aksiyomlarda bile birden fazla teorem üzerinden farklı sonuçlar çıkarmak mümkün olduğu gibi… Bu İslam söz konusu olduğu zaman, ilke ve prensip bağlamında değil, ama bu temel umdelerden hareketle (içtihadi zeminde) mevcut yeni yaşam alanlarını değerlendirmeye tabi kılarken veya ibadet ederken, temel aksiyomlardan değil de kişisel durum ihtiva eden yaklaşımlarda bir çoğul karakter mevcuttur. Bu da kişisel bir gelişim dinamiğinin insan dinamiği ile uyumu açısından kaçınılmaz bir olguyu taşıması ile birebir orantılı bir durumu işaret eder.

İslam düşüncesinin temelini ve usul-i dini temsil eden temel bakış, subut-u kati olan ile delaleti kati olanın birlikteliği söz konusu olduğu zaman, belirleyici bir konumu ihtiva eden din, sadece teslim olmayı içermektedir. Ama metin, subut-u kati olsa bile delaleti zanni olduğu zaman bir farklılığı meşru görmektedir. Bu da ilahi dinin belirleyici olma vasfı yanında insana yüklediği derin anlamın ve sorumluluğunda izahını yapmaktadır.

Modern dünya ve düşünce ise insana belirleyici olma vasfını kazandırmıştır. İnsan; yaşam, olgu, olay, durum, haber ve gelişim dinamikleri üzerinde belirleyici bir karakter inşa etmektedir. Bu doğal olarak dini belirleme imtiyazı da kazandırmaktadır. Protestan mezhebi kilisenin belirleyici olma vasfını insana bıraktığının en güzel örneği olarak önümüzde durmaktadır. Aynı........

© Mir'at Haber