Düşmanın silahından daha üstünüyle silahlanmak
İslâm dini, hayatın her alanına müdahale eden bir dindir. Kur’an-ı Kerim’e bütüncül bakan, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hayatı ve uygulamalarını dikkatle inceleyen her insaflı kişi, İslâm’ın hayatın her alanına müdahale eden, hayatın her alanını kontrol eden, Allah-u Teâlâ’nın yarattığı arzı her türlü fitneden arındırmayı hedefleyen, bunun için de İslâmî bir devlet sistemi öngören; kültürel, siyasal, ekonomik ve hukuksal alanlara ilişkin düzenlemeler getiren bir din olduğunu görecektir.
Temel hedef, Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmaktır. Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak için de arzındaki zulmü bertaraf edip adaleti ikame etmek ve arzı yaşanabilir hale getirmek gerekir. Bunun icrası için de müminlere vazifeler düşmektedir.
Bu vazife, bazen sözün gücüdür, bazen iyiliği emredip kötülükten nehyetmek için gösterilen gayrettir, bazen diplomatik ilişkilerle barışı sağlamak ve bu yolla üstünlük kurmaktır. Ancak, bütün bu yolların tükendiği hengâmda cihat etmek icab eder ki, bunun için de savaşmak ve güç göstermekten kaçınmamak gerekir.
Geldiğimiz noktada zulüm zirveye çıkmış, Allah-u Teâlâ’nın arzı Hristiyan Siyonist (Evanjelik) ve Yahudi Siyonist üst aklının emrindeki ABD ve İsrail tarafından zulmün merkezi haline getirilmiştir.
Müslümanlara karşı açıkça savaş ilan eden bu iki zalim güce kuvvet hazırlamak, güç elde etmek ve savaşmak kaçınılmaz hale gelmiştir.
Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı Kerimde, “Siz de düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar her türlü kuvvet ve cihat için, bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki, bununla Allah düşmanını, kendi düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmeyip de Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız, onun sevabı eksiksiz size ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız” (Enfal Sûresi, 60) buyurmaktadır.
Dünün savaş atlarının, bugünün tankı, roketi, füzesi, helikopteri, savaş uçağı vb. olduğu izahtan varestedir. Ayet-i kerimede askeri yatırıma verilen önemden bahsedildikten sonra bu uğurda yapılan harcamaların sevab ve mükâfatının Allah-u Teâlâ tarafından verileceği........
