menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sessizlik bazen imzadan daha güçlüdür

8 0
01.06.2026

Son günlerde peş peşe gelen açıklamalar, gazete manşetleri ve ABD cephesinden verilen mesajlar dikkat çekiyor.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, Ankara’daki resmi söylemlerle pek de örtüşmeyen şu dikkat çekici ifadeleri kullanmıştı:

“Türkiye ile İsrail arasında yakın zamanda iş birliği göreceksiniz.”

Yetmiyor… Büyükelçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik açıklamalarını değerlendirirken, bunların ‘sadece retorik’, yani uygulamaya dönüşmeyen, daha çok iç kamuoyuna yönelik sözlerden ibaret olduğunu söylemişti.

Bir büyükelçi durduk yere bu kadar net konuşmaz.

Hele hele Türkiye gibi bir ülke hakkında böyle rahat cümleler kuruyorsa, ortada sadece tahmin değil, güçlü bir beklenti vardır.

İnsan ister istemez düşünüyor:

Acaba perde arkasında millete anlatılmayan başka hesaplar mı var?

Çünkü geçtiğimiz aylarda kurulan o sözlerin ardından, bugünlerde o söylemleri destekler nitelikte başka manşetler de karşımıza çıkıyor.

Trump yönetimi, Türkiye dahil bazı ülkelere İbrahim Anlaşmaları’na katılım çağrısı yapıyor.

Peki nedir bu İbrahim Anlaşmaları?

2020 yılında Trump döneminde başlatılan bu süreç; İsrail ile bazı Arap ve Müslüman ülkelerin diplomatik, ekonomik ve stratejik normalleşmesini hedefleyen anlaşmalardır.

Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan bu sürece dahil edildi.

Adına “barış” denildi.

Ama İslam dünyasında milyonlarca insan bunu farklı okudu.

Çünkü Gazze işgal altındayken, Filistinliler ölürken, Mescid-i Aksa baskı altındayken yapılan bu anlaşmalar birçok kişi tarafından İsrail’in bölgede meşrulaştırılması olarak görüldü.

Şimdi aynı proje yeniden gündeme taşınıyor.

Üstelik........

© Milli Gazete