menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlan edilen yıllar ve tersine dönen gerçekler yerine artık tek bir başlık yeter: Gerçeklerle yüzleşme yılı

4 0
26.02.2026

İktidarın bir yılı özel bir başlıkla anması artık alışıldık bir yöntem. Kürsüden güçlü kavramlar yükseliyor, hedefler ilan ediliyor, topluma bir istikamet çiziliyor. Fakat mesele şu: İlan edilen başlıklarla hayatın içindeki gerçekler çoğu zaman aynı yönde ilerlemiyor.

2026 “Aile Yılı” vurgusuyla başladı. Ailenin korunması, nüfus artışı, gençlerin evlenmesi, değerlerin güçlenmesi… Hepsi kulağa hoş geliyor. Ancak aynı günlerde açıklanan istatistikler başka bir tabloyu gösteriyor: Evlenen çift sayısı düşüyor, boşanan çift sayısı artıyor, evlenme yaşı yükseliyor. Gençler kira fiyatları, beyaz eşya maliyetleri ve geçim sıkıntısı nedeniyle yuva kurmakta zorlanıyor. “Aile Yılı” denilen bir dönemde aile kurumu rakamlarla geriliyor.

Bu ilk çelişki değil.

“Enflasyonla mücadele” denilen yıllarda enflasyon zirveleri gördü.

“Faiz sebep, enflasyon sonuç” tezi savunulurken politika faizi tarihî artışlara sahne oldu.

“Komşularla sıfır sorun” vizyonu dillendirilirken dış politikada en gergin dönemler yaşandı.

“Reform dönemi” denildiği zamanlarda hukuk ve demokrasi endekslerinde gerilemeler tartışıldı.

“Ekonomide şahlanış” ifadeleri kullanılırken alım gücü ciddi biçimde düştü.

Sorun kelimelerde değil, zeminde.

Bir yılı “aile yılı” ilan etmek kolaydır; zor olan gençlerin ev kurabileceği ekonomik şartları oluşturmaktır.

Bir yılı “tasarruf dönemi” ilan etmek kolaydır; zor olan kamu israfını gerçekten azaltmaktır.

Bir yılı “reform yılı” ilan etmek kolaydır; zor olan hukuki güveni tesis etmektir.

Toplum artık slogandan çok sonuç görmek istiyor. Çünkü hayat, açıklamalara göre değil; pazardaki fiyatlara, kira sözleşmelerine, banka kredilerine ve maaş bordrolarına göre şekilleniyor.

Aile gerçekten korunacaksa;

Gençlere somut evlilik desteği sağlanmalı,

Kiralar kontrol altına alınmalı,

Çalışan yoksulluğu bitirilmeli,

Kadınların ve gençlerin ekonomik güvencesi güçlendirilmeli.

Aksi hâlde her ilan edilen “yıl”, ironik biçimde o kavramın en fazla aşındığı döneme dönüşüyor.

Belki de artık yeni bir başlık ilan etme zamanı gelmiştir:

“GERÇEKLERLE YÜZLEŞME YILI.”

Çünkü isimler değişiyor, ama hayatın içindeki tablo değişmiyorsa; sorun kelimelerde değil, yönetim anlayışındadır.


© Milli Gazete