menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dün soruşturma öncesi Süleymancılar’ı savunanlar bugün neden yerin dibine sokuyor?

40 0
17.08.2026

Daha geçen hafta cuma namazı sonrası yapılan bir sohbette konu Süleymancılar cemaatine gelmişti.

Öyle bir anlatılıyordu ki insan dinlerken bu yapının hiçbir yanlışının olamayacağını zannederdi. Yere göğe sığdırılamayan övgüler, yapılan hizmetlerden uzun uzun bahsetmeler, en küçük eleştiriyi bile neredeyse düşmanlık olarak görmeler…

Biz ise sadece bazı eleştirilerimizi ve endişelerimizi dile getirdik.

Ne hakaret ettik ne bir insanı ne de bir topluluğu peşinen suçlu ilan ettik. Sadece şunu söyledik:

Bir yapının dinî hizmet yapması, onun eleştirilemeyeceği anlamına gelmez. İnsanların bulunduğu her yerde yanlış da olabilir, yanlış yapanlar da olabilir.

Fakat söylediklerimiz bazıları tarafından hemen başka yerlere çekildi.

“Yapılan hizmetleri çekememek…”

Neredeyse eleştiren insanın niyetini sorgulamaya kadar vardılar.

Aradan ne kadar geçti?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyuna yansıyan bir soruşturmanın ardından, geçen hafta yere göğe sığdıramadıkları yapı hakkında bu defa aynı çevrelerden çok ağır sözler duymaya başladık.

İşte benim anlamakta zorlandığım nokta tam olarak burasıdır.

Yahu kardeşim, bir haftada ne değişti?

Geçen cuma eleştirdiğimizde neden bize kızıyordunuz?

Geçen hafta söylediğimiz birkaç eleştiri “düşmanlık” ve “kıskançlık” ise bugün sizin söyledikleriniz nedir?

Dün eleştirilmesine dahi tahammül edemediğiniz insanları bugün neden yerin dibine sokuyorsunuz?

Adil şahitlik nerede?

Biz Müslümanlar için mesele yalnızca bir cemaat meselesi değildir. Mesele bundan çok daha büyüktür.

Mesele adil şahitlik meselesidir.

Kur’an bize adaleti yalnızca dostlarımız için değil, bize karşı olanlara karşı da korumamız gerektiğini öğretir. Birisine kızmamız, bir topluluğu sevmememiz veya onunla görüş ayrılığı yaşamamız bizi adaletsizliğe götürmemelidir.

Düşmanımız dahi olsa adil şahitlik yapmak zorundayız.

Çünkü adalet, sadece sevdiğimize uygulandığında adalet değildir.

Dostumuz yanlış yaptığında “Ama o bizim kardeşimiz” diyerek görmezden geliyor, sevmediğimiz biri aynı şeyi yaptığında kıyameti koparıyorsak burada ölçümüz adalet olmaktan çıkmıştır.

Kur’an’ın ikazı ne kadar açıktır:

“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun; bu, takvaya daha yakındır.”

Düşmanımız hakkında bile adil olmamız emrediliyorsa, dün kardeşimiz dediğimiz insanlara bugün nasıl adaletsizlik yapabiliriz?

Bir başka büyük ölçümüz de şudur:

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”

Dosdoğru olmak, rüzgâr hangi taraftan eserse o tarafa dönmek değildir.

Dosdoğru olmak; dün doğru dediğimize bugün de doğru, dün yanlış........

© Milli Gazete