Denizcilik Bakanlığı ne kadar elzemse, Yurt Dışı Türkler Bakanlığı ve seçim bölgesi de o kadar elzemdir
Geçtiğimiz dönemlerde kaleme aldığım birçok yazımda Türkiye’de müstakil bir Denizcilik Bakanlığı kurulmasının artık bir tercih değil, ihtiyaç olduğunu dile getirdim. Dün de hakeza, yaşanan son gelişmelerden hareketle bu çağrımı bir kez daha tekrarladım.
Üç tarafı denizlerle çevrili, stratejik boğazlara, binlerce kilometrelik kıyıya, limanlara, tersanelere, deniz ticaretine ve Mavi Vatan gibi son derece önemli bir alana sahip Türkiye’nin neden müstakil bir Denizcilik Bakanlığı olmadığını sorguladım.
Bugün de aynı anlayışla yıllardır savunduğum başka bir konuyu gündeme getirmek istiyorum:
Yurt Dışı Türkler Bakanlığı ve Yurt Dışı Seçim Bölgesi.
Bana göre bu iki mesele de en az Denizcilik Bakanlığı kadar elzemdir.
Çünkü Avrupa’da artık birkaç yüz bin kişilik bir gurbetçi topluluğundan değil, nesiller boyunca büyümüş ve 10 milyona yaklaşmış büyük bir Türkiye kökenli nüfustan söz ediyoruz.
Yaklaşık 3,5 milyon yurt dışı seçmenimiz var.
Bunun yanında bulundukları ülkelerin vatandaşlığına geçmiş 2 milyona yakın insanımız bulunuyor.
Çifte vatandaşlarımız, Mavi Kartlılarımız, ikinci, üçüncü ve artık dördüncü nesillerimiz var.
Böylesine büyük bir insan varlığını hâlâ sadece “gurbetçilerimiz” diyerek tarif etmek, meselenin büyüklüğünü anlatmaya yetmiyor.
Kapıkule’deki rekor aslında bize bir şey söylüyor
Geçtiğimiz günlerde gazetede gördüğüm bir haber dikkatimi çekti:
“Kapıkule’de son 3 yılın araç çıkış rekoru.”
Haberde verilen rakamlar gerçekten düşündürücü.
22 Haziran’da başlayan gurbetçi sezonunda Kapıkule, Hamzabeyli, Pazarkule ve İpsala sınır kapılarından 3 milyon 700 bin yolcu ile 1 milyon aracın giriş ve çıkış yaptığı belirtiliyor.
Kapıkule’de ise 5 bin 587 araç çıkışıyla son üç yılın rekorunun kırıldığı ifade ediliyor.
Ben bu rakamlara yalnızca sınır kapısı istatistiği olarak bakmıyorum.
Çünkü o araçların her birinin içerisinde bir hayat hikâyesi var.
Almanya’dan, Fransa’dan, Hollanda’dan, Belçika’dan, Avusturya’dan ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden binlerce kilometre yol kat ederek Türkiye’ye gelen insanlarımız var.
Yıllarca Avrupa’da çalışıp kazancını Türkiye’ye getirenler var.
Memleketinde ev yapan, yatırım yapan, alışveriş yapan, ailesine destek olanlar var.
Çocuklarını ve torunlarını Türkiye’ye getirerek onların memleketleriyle bağlarının kopmamasına gayret eden aileler var.
O hâlde sormamız gerekiyor:
Milyonlarca insanımızı sadece Kapıkule’deki araç kuyrukları oluştuğunda mı hatırlayacağız?
Yıllardır söylüyorum: Yurt Dışı Türkler Bakanlığı kurulmalıdır
Avrupa’da yaşayan insanlarımızın meselelerini........
