Alman basınında Husiler, ABD’nin diplomatlarını çekmesi ve Mekke İttifakı: Türkiye yeni bir savaşın içine mi çekiliyor?
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri yalnızca Türkiye’deki haber kaynaklarından takip etmek, olayların uluslararası boyutunu bazen yeterince görmemize engel olabiliyor. Avrupa basınında aynı gelişmelerin nasıl değerlendirildiğine bakmak ise bölgedeki güç dengelerini ve siyasi hesapları anlamak açısından önem taşıyor.
23 Ekim 2026 Cuma günü Almanya’da yayımlanan Münchner Merkur gazetesinin üçüncü sayfasında iki dikkat çekici haber yer aldı.
Birincisinin başlığı “So mächtig sind die Huthis” (Husiler ne kadar güçlü?), ikincisinin başlığı ise “USA ziehen Diplomaten nach Angriffen aus Saudi-Arabien ab” (ABD, saldırıların ardından diplomatlarını Suudi Arabistan’dan çekiyor) idi.
Bu iki haberi okurken Türkiye’de gündeme gelen Mekke İttifakı’nı düşündüm.
ABD’nin güvenlik gerekçesiyle diplomatik personelini geri çekmesi ve Türkiye’nin yeni bir savunma anlaşması kapsamında üstlenebileceği sorumluluklar bulunuyor.
Bu gelişmeler, Ortadoğu’daki güvenlik dengelerinin geleceği açısından birlikte değerlendirilmeyi hak ediyor.
Alman basınında Husiler: Küçümsenemeyecek bir askerî güç
Münchner Merkur gazetesinde Kathrin Braun imzasıyla yayımlanan haberde Husilerin askerî kapasitesi, tarihsel gelişimi ve bölgesel ilişkileri ele alınıyor.
Haberde, Husilerin yaklaşık 350 bin savaşçıya sahip olduğuna ilişkin tahminlere yer veriliyor. Yemen’in önemli bölgelerini kontrol eden hareketin özellikle füze ve insansız hava araçlarıyla Suudi Arabistan üzerinde ciddi baskı oluşturduğu anlatılıyor.
Dünyanın en gelişmiş silah sistemlerine sahip ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan’ın, kendisinden çok daha sınırlı ekonomik imkânlara sahip bir silahlı hareket karşısında güvenlik sorunları yaşaması dikkat çekici.
Suudi Arabistan yıllardır savunma sistemlerine milyarlarca dolar harcıyor. Buna rağmen kritik tesislerin ve havalimanlarının saldırı tehdidi altında kalması, modern savaşlarda askerî üstünlüğün yalnızca silah harcamalarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor.
Alman basınında yer alan bu değerlendirmeler, Husilerin artık yalnızca Yemen’deki bir silahlı hareket olarak değil, Ortadoğu’daki askerî dengeleri, bölgesel güvenliği ve uluslararası ticareti etkileyebilecek önemli bir güç olarak ele alındığını ortaya koyuyor.
İran’ın uzantısı mı, bağımsız bir güç mü?
Alman gazetesindeki önemli değerlendirmelerden biri de İran ile Husiler arasındaki ilişkiye dair.
Haberde görüşlerine başvurulan Jena Üniversitesi’nden Ortadoğu uzmanı Jan Heibach, Husilerin İran’dan askerî eğitim, silah ve teknoloji desteği aldığını belirtiyor. Ancak Husilerin yalnızca Tahran’dan gelen emirleri yerine getiren bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini de vurguluyor.
Çünkü Husilerin Yemen’in tarihinden, mezhepsel yapısından ve siyasi mücadelelerinden kaynaklanan kendi hedefleri bulunuyor.
İran’ın........
