menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet-139

18 40
21.02.2026

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

O halde içinde bulunduğumuz karanlık çağı aydınlatmak üzere “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” bu sorunları çözecek ve selamet yolunu göstermiş olacaktır.

Bugün yani bu çağda yaşayan bütün insanlar hep zulüm ve karanlık içindedirler. İnsanlara haksızlık yapılmaktadır. Kapitalizme dayalı bugünkü “işçilik düzeni”nin bizzat kendisi “çağdaş kölelik ve zulüm düzeni”dir. Bugün “karşılıksız para” basılmakta ve sadece zenginlere kredi verilmekte, onlar da işçileri karın tokluğuna veya açlık sınırının da altında çalıştırmaktadır. Çağımız dünyasında/düzeninde insanların tümü köle yapılmıştır. Çağımızdaki bu dünya “karanlıklar ve her türlü sosyal hastalıklar dünyası”dır.

İşçi, çiftçi ve her türlü emekçi bir yere sattığı bir şeyi sonra dört misli pahalıya alıyor; bu da başka bir zulümdür, başka bir haksızlıktır.

“Adil Düzen” bütün bu haksızlıkları da ortadan kaldıracaktır.

Mahkemeler 30-40 sene süren davalara usulden karar vermektedirler. Yargıçlar da uzaktan hükümler biçmektedirler. Bu da insanlar için diğer bir zulüm olmaktadır.

Bugünkü keyfi yönetim, sözde demokrasi yani ekseriyetin sömürüsü hep haksızlıktır.

Demek ki hem “karanlık” hem de “haksızlık” içine gömülmüş bulunuyoruz.

Kur’an bu olumsuzluklardan nasıl kurtulacağımızı göstermektedir.

Demek ki bu ayetlerde zikredilen kitab-ı mübinden sonra zulumattan çıkarma bahsi de tamamen zamanımızdaki hâlimizi tarif etmektedir.

“Mine’z-zulumâtiile’n-nûr / Zulumattan nûra…” (Maide 16)

“Kitab” ve “nur” yukarıda nekre olduğu halde, “el-Zulumat” ve “el-Nûr” burada marife olarak getirilmiştir. Demek ki “Adil Düzen” belli olacaktır. Bizim ortaya koyduğumuz “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” bir nurdur ve marifedir.

Burada bu nurun ne olduğunu özetlemek durumundayız.

Marife olan “el-Nûr” nedir?

“Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” nedir, nasıl nur olmaktadır?

Önce insanlık uygun bir şekilde teşkilatlanmaktadır.

Her şeyden önce insanlık yüze yakın ülkeye, ülkeler yüz kadar illere, iller yüz kadar bucaklara, bucaklar da yüze yakın ocaklara ayrılmaktadır. “Ocak” birlikte yaşama ortaklığıdır. “Bucak” birlikte çalışma ortaklığıdır. “İl” iç güvenliği sağlama ortaklığıdır. “Ülke” dış güvenliği sağlama ortaklığıdır. “İnsanlık” ise uygarlaşma ortaklığıdır.

“On”a yakın “bucak” birleşip bir “semt” oluştururlar. Her semtte ortak bir “ambar” vardır, üretilenler buraya konur, kendilerine “belge” verilir, halk bu belgeyi alıp satar. Bucaklar birleşip bir “ilçe” kurarlar. İlçelerde de kontrol merkezleri olur. Kontrol edilip vasıfları tespit edilen mallar “ilçe ambarlarına” konur ve halka bu “malların belgeleri” verilir. İlçelerde “perakende mağazaları” vardır. Bakkallara mallar buradan satılır. Bölgelerde mallar tasnif edilir, ambalajlanır, etiketlenir ve dünyadaki “toptan mağazalarına” gönderilir. Kıta merkezlerinde “elektronik marketler” bulunur. Bunlar merkezden yönetileceklerdir.

İnsan iki şeyin peşine koşar; refah ve hürriyet.

Bir taraftan geliri çok olsun, imkânı çok olsun, istediği gibi yaşasın, istediği gibi bol bol harcayıp keyfince hareket etsin ister. Diğer taraftan hürriyeti yani hareketleri kısıtlanmasın, herkes onun dediğini yapsın, herkes ona uysun, kimse onun hürriyetine engel olmasın ister.

Hürriyet ile refah birbiri ile çelişir.

Herkes hür olarak yaşarsa birlik olmaz.

Birlik olmayınca da refah olmaz; sefalet olur, açlık olur.

Hürriyetler feda edilir de herkes şeriatın/hukukun kuralları içinde ve yöneticilerin emrine girerse bu sefer de hürriyet kalmaz, herkes köle olur. (Devamı var.)


© Milli Gazete