menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erbakan hocamızı anarken!

24 0
04.03.2026

Erbakan hocamız, 1969 yılında yola çıktığında kendisine hiç bir şans verilmemesine rağmen Türkiye’de siyasetin rotasını değiştirdi, derin devletin tekelindeki paradigmaları tersine çevirdi. Müslümanlara iktidara gelme ve makam sahibi olma şuuru aşıladı. Dünyevi kazanımlar elde etmeyi elinin tersiyle iterek hayatını Müslümanlara siyasi bilinç kazandırma idealine adadı. “Benim çabam Allah’ın rızasını kazanmaktır”, “Hayat iman ve cihattan ibarettir”, “İman varsa, imkan da vardır”, “Hakk’ın tesisi için çalışmamakla, batılın hakimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur” dedi.

O sadece bir siyaset mücadelesi yapmadı. Bize miras bıraktığı Milli Görüş vizyonu “Önce ahlak ve maneviyat” sloganıyla köklerini İslam değerlerinden alan, Müslümanca yaşamayı, cihadı, tevekkülü, sabrı, hayatımızın boş bir gaye olmadığını öğreten bir ideali kuşatıyordu.

“Bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar” diyerek ülkeyi Milli Görüş çiçek bahçeleriyle donattı. Müslümanlar O’nun açtığı izden yürüdü, devlet makamlarını doldurdu. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclis’inin koltuklarında başörtülüler oturuyorsa, başörtülü bakan varsa, protokollerde “Ya Allah Bismillah” denilerek kurdele kesiliyorsa O’nun sayesindedir. Allah demenin bile yasak olduğu, korku ikliminin hüküm sürdüğü dönemde Hocamız ilk mitingine “Esselamü Aleyküm” diyerek başlamıştır. Kamu kurumlarında gizli gizli ibadet edenler O’nun sağladığı özgürlüklerle mescitlerine kavuşmuştur. Hocamız yıllarca, derin devletin, askeri vesayetin, yargı bürokrasisinin, ve medyanın gadrine uğradı. Hukuku hakim paradigmanın isteklerine göre eğip büken yargı bürokrasisi defalarca partilerini kapattı, cezalar aldı, hapisler yattı. Haksızlıklar yaşadı, iftiralara uğradı. Siyaseti masa başında dizayn etmeye meraklı medya baronları O’nu ve mücadelesini yok saydı, tahkir etmeye kalkıştı. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen Erbakan hocamız, azimle, sabırla, tevekkülle, Müslümanları şuurlandırıp Milli Görüş idealini iktidara taşıdı. Demokrasi tarihine kara leke olarak düşen 28 Şubat post modern rezil-kepaze buhtanı yapılmasaydı, bu ülke O’nun ortaya koyduğu ekonomik ve siyasi vizyonla 50 daha yıl ileriye gitmiş olacaktı. Siyasi yasağa maruz kaldı ama O, “Savunan adam” oldu, “Yiğit düştüğü yerden kalkar” misali ayağa kalktı, silkindi, Müslümanları silkeleyip kendine getirdi, mücadelesinden vazgeçmedi, yılmadı, bıkmadı, usanmadı. Mağduriyet yaşayan-yaşatılan başörtülü bacılarımızın sesi oldu; haklarını kazanmaları için çabaladı. Ağır Sanayi idealiyle memleketin her köşesinde fabrika açtı; üretim, istihdam sağladı, memlekete ve insanımıza sevdasını gösterdi. “Kıbrıs fatihiydi”, “Bana ne Amerika’dan!” diyen, mazlum İslam coğrafyalarını kucaklayan tek liderdi. Merhum İzzetbegoviç’i misafir ettiği Ankara’da Müslüman diplomatları, cemaat liderlerini bir masada toplayıp Bosna savaşının kaderini değiştirmiş, tek başına İslam ülkelerinin lideri olduğunu göstermişti. D-8’i kurarak İslam ülkelerinin birliği idealini ortaya koydu. Filistin davasına sahip çıktı; Kudüs’ü unutmadı, unutturmadı. Denk bütçe yaptı; işçi, memur, emekli, asgari ücretli ve çalışanlara verdiği zamlarla herkesin yüzünü güldürdü; sosyal devlet vizyonunu ortaya koydu. “Havuz projesiyle” kaynakların adil kullanılmasını sağlayarak faizcileri ve rantiyeyi besleyen adaletsiz sistemi sonlandırdı. Kandan, gözyaşından, savaştan beslenen küresel emperyalizm ve tağuti Siyonizm’le mücadele etti “Siyonizm timsah gibidir, alt çenesi ABD; üst çenesi AB, gövdesi kukla Müslüman ülkeler, kuyruğu İsrail’dir” tespitini yaptı. Müslüman Ülkeler Ortak Pazar Teşkilatı ve Birliği (AB yerine), Müslüman Ülkeler Ortak Para Birimi (İslam Dinarı), (Dolar/Euro yerine), Müslüman Ülkeler Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BM yerine), Müslüman Ülkeler Savunma İşbirliği Teşkilatı (NATO yerine) ve Müslüman Ülkeler Kültür İşbirliği Teşkilatı (UNESCO yerine) kurmak için çabaladı. Mağdur, mazlum İslam coğrafyalarının lideri, Türkiye’nin ve dünyanın yetiştirdiği en büyük devlet, siyaset adamıydı. Kutlu davasının izinden yürüyenlere, ideallerini omuzlayanlara, Milli Görüş mirasına sahip çıkanlara ne mutlu! Allah (c.c) O’nu rahmetiyle kuşatsın!


© Milli Gazete