Suriye’de devletin içine giren terör: 30 Ocak mutabakatı, fiilî özerkliğin kalıcılaşması ve Türkiye’ye taşınmak istenen model
Suriye’de 30 Ocak’ta ilan edilen mutabakat, kamuoyuna “entegrasyon”, “merkezî yönetime dönüş” ve “ülke bütünlüğü” söylemleriyle sunuldu. Oysa sahadaki gerçeklik bu anlatıyla örtüşmemektedir. Terör örgütü YPG/PKK tasfiye edilmemiş; silahsızlandırılmamış; dağıtılmamıştır. Aksine, devlet yapısının içine alınarak kamufle edilmiş ve kalıcılaştırılmıştır. Bu, terörü bitiren bir çözüm değil; terörü devlet zırhına sokan stratejik bir hatadır.
Bu hata bugün yalnızca Suriye’yi ilgilendirmiyor. Bulaşıcıdır. Türkiye’ye doğru taşınmak istenen bir modele dönüşmüştür.
FİİLÎ ÖZERKLİK SONA ERMEDİ; ŞEKİL DEĞİŞTİRDİ
2012’den bu yana Suriye’nin kuzeyinde kurulan yapı basit bir “yerel yönetim” değildi. Kendi silahlı gücü, kendi güvenliği ve kendi idaresi vardı; fiilî özerklik üretmişti. 30 Ocak mutabakatı bu fiilî durumu ortadan kaldırmadı. Bağımsız görünüm terk ettirildi; yapı devlete gömüldü.
Silahlar kaldı, kadrolar kaldı, alan hâkimiyeti kaldı; tabela değişti.
SAHA GERÇEĞİ: HASEKE–KAMIŞLI–AYN EL-ARAB
Haseke
Devlet kurumları ve sınırlı askerî varlık geri döndü. Ancak ilçe-mahalle ölçeğinde güvenlik ve idare eski SDG/PKK ağıyla yürümeye devam etti. Asayiş kâğıt üzerinde İçişleri’ne bağlandı; personel değişmedi, silahlar toplanmadı.
Sonuç: Devlet var; egemenlik yerelde örgüt ağında.
Kamışlı
Mutabakatın en kritik laboratuvarı. Devlet havalimanı ve bazı noktaları tutarken; belediyeler, mahalleler ve yerel güvenlik örgüt kadrolarında kaldı. Çift başlılık kaldırılmadı; resmileştirildi.
Sonuç: Devlet ile örgüt yan yana; yerelde baskın olan örgüt.
Ayn el-Arab (Kobani)
Örgüt için ideolojik sembol. Uygulama en yumuşak. Devlet görünürlüğü sınırlı; saha hâkimiyeti kesintisiz YPG/PKK/SDG’dedir.
Sonuç:........
