İsrail Seçimleri ve Orta Doğu’nun Yeni Denklem Arayışı
Netanyahu’nun geleceği, savaş siyasetinin geleceğidir.
İsrail, 27 Ekim 2026’da yapılması planlanan seçimlere giderken yalnızca bir iktidar değişiminin değil, bölgesel stratejisinin de gelecek hesaplarını yapıyor. Netanyahu liderliğindeki siyonist sağ blok ile muhalefet arasında yaşanan mücadele, ilk bakışta bir hükümet yarışı gibi görünse de meselenin arka planında Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a uzanan geniş bir güvenlik ve güç mücadelesi bulunuyor.
Mevcut anketler, Netanyahu’nun sağ ve radikal partilerden oluşan blokunun yaklaşık 55 sandalyeyle birinci sırada yer alabildiğini, muhalif partilerin ise tek başlarına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamadığını gösteriyor. Bu durumda Arap partileri ve küçük siyasi gruplar, seçim sonrasındaki koalisyon hesaplarında belirleyici konuma gelmiş oluyor. Dolayısıyla seçimlerin ardından güçlü bir koalisyon pazarlığı döneminin yaşanması kaçınılmaz bir sonuç olarak kendisini gösteriyor.
Netanyahu’nun en önemli avantajı, aşırı sağ-Siyonist seçmen üzerindeki etkisini ve mevcut siyasi ittifaklarını koruyabilmesi. Buna karşılık uzayan savaşlar, güvenlik başarısızlıkları, rehineler meselesi ve hükümete yöneltilen eleştiriler, iktidarının hareket alanını daraltıkça daraltıyor. Muhalefet ise bu yıpranmayı iktidar değişikliği için kullanmaya çalışıyor.
Ancak İsrail’deki siyasi tablonun temel özelliği, hükümetler arasında yaşanan farklılıkların Filistin politikası bakımından her zaman köklü bir ayrışmaya dönüşmemesidir. Netanyahu’nun aşırı sağ ortakları daha açık biçimde toprak genişletme ve sert güvenlik politikalarını savunurken, muhalefetin önemli bir bölümü de İsrail’in askerî üstünlüğünü ve işgal merkezli yaklaşımını esas almaya devam ediyor. Netanyahu’yu yenebilecek adam olduğu ileri sürülen İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un geçmişi de bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Bu nedenle seçim sonuçları ancak İsrail’in savaş siyasetini hangi yöntemlerle sürdüreceğini belirler. Yani iktidarın değişmesiyle işgalin sona ermesi veya Filistin halkının haklarının kendiliğinden tanınması gibi bir beklenti içine girmek tam anlamıyla hayaldir.
Gazze, İsrail siyasetinin temel açmazı
İsrail’in önündeki en büyük mesele, Gazze’de soykırım yöntemleriyle elde edilen "sonuçların" kalıcı bir siyasi düzene dönüştürülmesi meselesidir. Uzun süren savaş, büyük çaplı yıkım ve ağır insani kayıplar, İsrail’in askerî kapasitesinin siyasi çözüm üretmek için tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu.
Gazze’de ateşkesin uygulanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması, yeniden inşanın başlatılması ve Filistinlilerin gelecekteki yönetimde söz sahibi olması, önümüzdeki dönemin temel başlıkları arasında yer alıyor. HAMAS’ın ateşkesin ikinci aşamasına yaklaşımı kadar İsrail hükümetinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmemesi de sürecin seyrini belirleyecek.
Netanyahu açısından Gazze meselesi yalnızca dış........
