Irak: Bir İşgal, İki Çekilme
Tarihler 2003 yılının Mart ayını gösterdiğinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak'a karşı büyük bir işgal harekâtı başlattı. Washington yönetiminin kendince dünyaya sunduğu gerekçelerden birisi de Saddam Hüseyin'in elinde güçlü kimyasal silahların bulunduğu iddiasıydı. Oysa daha iki yıl önce Afganistan'ın işgal edilmesi, ABD’nin İslam coğrafyasıyla yeni ve çok daha kapsamlı bir hesaplaşma dönemine girdiğini zaten göstermişti. Irak'ın işgaliyle birlikte bölge, ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak büyük bir kaosun içerisine sürüklendi. Saddam Hüseyin kısa sürede devrildi. Ancak Saddam'ın devrilmesi Irak'taki sorunların bitmesi anlamına gelmedi. Tam tersine, asıl çetrefilli problemler bundan sonra başladı. Çünkü yıllardır tek bir kişinin etrafında şekillenen devlet mekanizması, Saddam'ın gidişiyle birlikte büyük bir çözülme yaşadı. Devlet kurumları zayıfladı, ordu dağıtıldı ve merkezi otorite büyük ölçüde etkisiz hale geldi.
Irak halkı içerisinde Amerikan işgaline karşı direniş gösteren gruplar ortaya çıktı. Fakat Irak'ın önemli bir problemi vardı. Ülkede tarihi etnik ve mezhepsel farklılıklar oldukça derindi. Bu nedenle bütün Irak halkının tek bir siyasi ve askeri yapı içerisinde Amerikan işgaline karşı ortak bir mücadele yürütmesi mümkün olmadı. İşgal sonrasında oluşturulan yeni siyasi düzen de bu farklılıkları ortadan kaldırmak yerine daha görünür hale getirdi. 2005 Anayasası çerçevesinde Şii, Sünni ve Kürt kimlikleri üzerinden şekillenen siyasi yapı, Irak'ın ortak vatandaşlık temelinde yeniden toparlanmasını zorlaştırdı. Böylece Saddam Hüseyin'in devrilmesiyle birlikte Irak'ta uzun yıllar süren, bir diktatörlük sona ermiş oldu ama onun yerine güçlü, bütünleştirici ve ülkenin tamamında etkili bir devlet yapısı kurulamadı. Aslında böyle bir hedefin olmadığı da belliydi. Aksine devlet otoritesinin zayıfladığı, mezhepsel ve etnik ayrışmaların derinleştiği bir Irak ortaya çıktı. Diktatörlükten kurtulan halk özlemini duyduğu düzene bir türlü kavuşamadı.
Amerikan işgali yıllar boyunca devam etti. 2008 ve 2012 Amerikan başkanlık seçimlerinde Irak'taki savaş ve Amerikan askerlerinin Irak'taki geleceği önemli tartışma başlıklarından biri oldu. Özellikle Barack Obama döneminde Irak'tan çekilme politikası hayata geçirildi ve 2011 yılı sonunda Amerikan muharip birliklerinin Irak'tan çekilmesi tamamlandı. Böylece ABD ilk kez Irak'tan çekilmiş oldu. Fakat geride bırakılan Irak, kendi ayakları üzerinde sağlam biçimde duran bir devlet değildi. Bağdat'ın ülkenin bütün bölgelerinde aynı ölçüde söz sahibi olduğu söylenemiyordu. Güvenlik yapısı zayıftı, siyasi sistem kırılgandı ve ülkenin farklı bölgelerinde devlet dışı silahlı yapıların etkisi devam ediyordu. Üstelik Amerika'nın Irak'tan çekildiği dönemde Orta Doğu’da çok büyük olaylar silsilesi başlamış ve bölge derin bir dönüşüm yaşıyordu. Arap Baharı süreciyle birlikte Suriye'de iç savaş ve bölgenin birçok ülkesinde yönetim krizleri, ayaklanmalar ve çatışmalar ortaya çıkmıştı. Irak da bu bölgesel türbülansın dışında........
