Sosyal Devletin Siyasallaşması: Lütuf Devleti
Devleti, insanın en zaruri ihtiyacı olan birlikte yaşama iradesinin kurumsallaşmış hali olarak görebiliriz. Birlikte yaşayacaksak hem nimete hem de külfete birlikte katlanmamız gerekiyor. Bu yüzden devleti sadece sınırları koruyan ya da asayişi sağlayan bir yapı olarak değil; aynı zamanda vatandaşının eğitimini, sağlığını, sosyal güvenliğini ve insanca yaşamasını teminat altına alan bir kurum olarak değerlendirmeliyiz. Sosyal devlet anlayışı da bu fikre dayanır. Piyasa şartları herkese eşit imkânlar sunmayabilir. Bundan dolayı devlet, dezavantajlı kesimleri korurken gelir dağılımındaki paylaşımı da dengelemek zorundadır. Temel hizmetlerden herkes aynı oranda istifade edebilmenin sağlanması yine sosyal devlet olmanın bir gereğidir.
Ülkemizde görülen ekonomik veriler ortada. Durum hiç acıcı değil. İnsanlar sadece yaşamak için çalışmak zorunda kaldıkları bir darboğazın içerisinde sıkışıp kaldılar. İnsanca yaşama standartları halkın gözünde lükse dönüşürken devlet ve zengin bir grup için lütfa dönüşmüş durumda. Artık insanca yaşamak bizzat ferdin hakkı olmaktan çıktı. Doğal........
