Aklın Vicdanı: Akleden Kalp
İnsanoğlu, varlık sahnesine adım attığı ilk andan itibaren diğer mahlûkattan ayrılan bazı özellikleri vardır. Varlığın merkezine yerleştirilen insanın en önemli iki vasfı düşünme kabiliyeti ve ahlâki özelliklere sahip olmasıdır. Buradan hareketle insanı insan yapan özelliklerin akıl ve kalbin birlikteliğinde tecelli ettiğini söyleyebiliriz. Vahiyde ısrarla tekrarlanan “akleden kalp” kavramını bu birlikteliğin ilahi ispatı olarak sunabiliriz.
Bu iki özelliğin temelde aynı istikamette düşünülmediği bu zamanlarda yeniden cem edilmesinin önemi büyüktür. Akıl ile kalbin birlikteliği muhakeme ile basireti, düşünceyle ile vicdanı birbirine bağlayan bir köprü vazifesi görür. Bu mevzuyu şöyle formüle edebiliriz: Kalple irtibat kurmayan akıl istikametsiz bir fırtınadan, akla müracaat etmeyen vicdan ise eylem ve tesirden uzak sadece hissiyattan ibarettir.
Bir insan hangi akılla düşünüyorsa, zihninde hangi kavramları kutsuyorsa ve zihnini hangi değerlerle besliyorsa hayatını da buna yönelik somutlaştıracaktır. Çünkü dış dünyamızda yaptıklarımız,........
