Bilge Kadın
Bir çocuğun saklandığı gövdesi insanları şaşırtsa da,
Yaşını asla 97’den yukarı çıkarmadığını anlatmakta gelini,
“Nazardan korkmakta, yüz derse daha çabuk öleceğinden endişelenmekte. Bu yüzden son 10 yıldır soranlar için,17 der gibi sadece 97 yaşında olduğunu söylemekte.”
Zekâ, hafıza pırıl pırıl.
Hala dağlar kızı reyhan.
Elinde orakla geldi tarladan.
Dehşetle ucu sivri orağa bakmaktayım ya düşürür eline, ayağına batarsa o delici kesici alet. Çünkü yaşlılarda denge sorunu olmakta, ya kendileri düşmekte ya da ellerindekini düşürmekteler. Küçücük cüssesine göre gayet büyük, ağır orakla bir oyuncak gibi oynamakta, sohbet esnasında bile yere bırakmamakta.
Önce bir otur, diyorum.
Beli bir ağaç gibi öne doğru eğilmiş.
Yüzü güzel, cildinde kırışıklık gelininden az.
Dağların zirvesinde yaşamanın zor olduğunu, nasıl başardığını soruyorum.
Bilge kadın anlatıyor: “Neresi zor, çocukluğum burada geçti, annemin de çocukluğu bu dağda geçti.” Gelininin güzel evini gösteriyor: “Bunlar gibi rahatlık içinde değildik biz, tabiatla mücadele halinde idik, iki metre karın altında tarlaları eker, hayvanlarımızın bakımını yapardık.”
Ama hastalık yoktu. Sancılandım, tek bir kere doktora gittim. Doktor apandisit, dedi, ameliyat yapacağım, haftaya gel.
Gittim eve yaktım bir ateş,
Ne sobası bizim ateşimiz ha burada, bahçede çalı çırpıyı topladım, benim sancımı doktor ne bilecek nenemden duymuştum, sancımız olunca ayağınızı, karnınızı, başınızı sıcak tutun, derdi.
O ateşe verdim ayaklarımı, tuttum karnımı, ha........
