menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Spor endüstrisi

8 0
13.02.2026

Dünya spor ekonomisi büyüyor. Yayın gelirleri artıyor, kulüpler marka oluyor, oyuncular küresel ikonlara dönüşüyor. Amerikan spor endüstrisi neredeyse her şeyi belirliyor: organizasyon dili, pazarlama tekniği, taraftar deneyimi, hatta sporun estetiği. Herhangi bir maçı artık sadece maç olarak değil; bir gösteri, bir içerik, bir dijital ürün alarak gören bir dünyadayız. Ve ister istemez sorular da bu noktada doğuyor. Peki biz bu büyüyen endüstrinin neresindeyiz? Daha önemlisi: Bu büyümenin içinde çocuklar ve gençler için nasıl bir yer var?

Bugün spor dünyasına baktığımızda büyük başarı hikâyeleri konuşuluyor ama çocukların gençlerin veya toplumun dezavantajlı kesimlerin spora erişimi konuşulmuyor. Oysa spor kültürü, dev stadyumlarda değil, mahalle arasındaki potada, iki taş arasına kurulan kalede başlar. Daha da önemlisi yerel aktörlerin ön ayak olduğu yeşil alanlarda başlar. Eğer o pota yoksa, o park oyun alanı yoksa o kültür de yoktur.

Çoğu zaman olup biten bize şu soruyu sordurmuyor mu; Spor seyircisi mi yetiştiriyoruz, yoksa sporcu mu? Televizyon başında milyonlar var. Sosyal medyada forma lansmanları gündem oluyor. Ama aynı şehirde kaç çocuk düzenli olarak spor yapabiliyor?

Sorunun özü burada. Spor giderek bir “seyir endüstrisi”ne dönüşürken, katılım zemini daralıyor. Spor........

© Milli Gazete