Modernliğin kör kılavuzları
(Rene Guénon ve İnsan Merkezli Bunalım)
Rene Guénon, “Modern Dünyanın Bunalımı” adlı eserinde çağdaş uygarlığın köklerine uzanarak, modernliğin yarattığı derin varoluşsal krizi teşhis eder. Ona göre modern dünya, görünürde ilerleme ve özgürlük vaatleriyle şekillense de özünde insanı ilahi bağlamından koparan bir indirgemeciliğin ürünüdür. Bu indirgemecilik, Guénon’un ifadesiyle, “yeryüzünü fethetmek bahanesiyle gökyüzünden yüz çevirmek”tir. Modern çağın en belirgin simgesi olan hümanizm, işte bu kopuşun felsefi zeminidir.
Guénon’a göre Rönesans’la birlikte ün kazanan hümanizm, modern uygarlığın tüm programını özetleyen bir anahtar kelimedir. İnsan, artık varlığın merkezine yerleştirilmiş; bütün ölçüler, değerler ve anlamlar onun “beşerî” sınırları içinde tanımlanır olmuştur. Bu, yalnızca Tanrı’nın değil, aynı zamanda kozmik hiyerarşinin reddi anlamına gelir. İnsanın kendini mutlaklaştırdığı yerde, aşkın olan, yani kendisini aşan her şey değersizleşir. Guénon, bu durumu “üst düzeydeki ilkeleri hesaba katmamak” şeklinde niteler. Modern insanın göğe değil, yere yönelmesi; kutsalın değil, faydanın rehberliğini benimsemesidir bu.
Antik Yunan, Guénon’a göre, hiçbir zaman böylesine radikal bir kopuş yaşamamıştır. En büyük entelektüel çöküş zamanlarında bile Yunanlılar, varlığı yalnızca insan aklıyla kavranabilir bir nesneye indirgememişlerdir. Oysa modernlikte “çıkarcı kaygılar” kısa sürede merkeze oturmuştur. Hümanizm, bu haliyle, çağdaş laikliğin ilk biçimidir. Çünkü Tanrı’nın yerini insan, kutsalın yerini beşerî akıl almıştır.
Ancak insanı Tanrılaştırma teşebbüsü, insanın değerini artırmak bir yana, onu kendi en düşük seviyesine indirger. Guénon’a göre modernlik, insanda bulunabilecek bütün yüksek nitelikleri, ruhsal ve metafizik boyutları birer birer yitirmiştir. Sonunda geriye yalnızca bedensel ihtiyaçların tatmini kalır. Üstelik bu da hiçbir zaman tamamlanamaz; çünkü insan doğası, tatmin edemeyeceği kadar çok suni ihtiyaç üretir. Bu nedenle modern toplum, refah içinde yaşarken bile huzursuzdur. Doyum değil, sürekli arzu üretimi ile var olur.
Guénon, modern düşüncenin iki temel sütununu, felsefe ve bilimi de eleştirir. Felsefe, onun gözünde, “kendini aşan şeyi inkâr etmese bile tamamen aklî düzen içinde kalan” bir faaliyettir. Dolayısıyla ne kadar derin olursa olsun, vahye ya da ilhama dayanmayan bir yapıdır. Bu yüzden, bir çağın zihniyetini düzeltmeye yetmez. Felsefe, Guénon’a göre, ancak bir düşünme biçimidir; bir hakikat yolu değildir.
Bilim ise, hakikati........
