menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Futbolun ötesinde: toplumun taşlarını hangi sporla döşüyoruz?

11 0
28.08.2026

“Futbol sadece futbol değildir” sözünü her gün biraz daha gözümüze sokan bir sistemin içinde yaşıyoruz. Fakat bu sistemi kutsamak, onun kendiliğinden ve kaçınılmaz biçimde iyi bir şey ürettiğine inanmak anlamına gelmemeli. Çünkü futbolun etrafında oluşan büyük ekonomik, kültürel ve toplumsal düzenin meşruiyetini büyük ölçüde oyunun kendisinden değil, milyonlarca insanı büyüleyen o güçlü sihirden aldığını unutmamak gerekir. Futbolun sihri gerçektir; fakat sihrin kendisi, etrafında kurulmuş düzenin bütün unsurlarını gerçek ve değerli kılmaz.

Kuralları zaman zaman esnetilen, ekonomik gücün belirleyiciliğinin giderek arttığı, tribünlerde şiddetin ve fanatizmin kolaylıkla yeniden üretilebildiği bir spor kültürünün, toplumun bütün değerlerini kendiliğinden taşıyacağını düşünmek fazlasıyla iyimserlik olur. Üstelik mesele yalnızca futbolun kendisi de değildir. Asıl mesele, bir toplumun hangi sporları görünür, değerli ve desteklenmeye layık bulduğudur. Burada başka bir spor anlayışına bakmak gerekiyor.

Çünkü basketboldan atletizme, yüzmeden güreşe, jimnastikten masa tenisine, okçuluktan engelli sporlarına kadar pek çok branş, çocuklara ve gençlere yalnızca sportif beceri kazandırmıyor. Disiplin, sabır, beden farkındalığı, takım ruhu, yenilgiyi kabullenme, yeniden deneme ve emek verme gibi hayatın kendisine ilişkin değerleri de öğretiyor. Bunlar çoğu zaman büyük stadyumların ışıkları altında görünmüyor. Televizyon ekranlarında saatlerce tartışılmıyor. Büyük sermayelerin dolaştığı reklam dünyasının merkezinde yer almıyor. Ama belki de tam da bu yüzden daha fazla önemsenmeleri gerekiyor.

Türkiye'de “amatör branş” diye nitelendirdiğimiz sporların önemli bir kısmı aslında toplum açısından hiç de amatör bir mesele değil. Bir çocuğun haftada........

© Milli Gazete