Farkındalık Eşiği
“Çekme şu dünyanın endişesini
Tamir eyle kalbin her köşesini
Kemlik ile kırma kalp şişesini
Dönüp ona derman olsan fayda ne?”
İnsan, ihtiyaçlarıyla var olur; fakat ihtiyaçlarının kime ait olduğunu çoğu zaman bilmeden yaşar. Modern çağın en büyük paradoksu belki de burada başlıyordur. Çünkü kendi arzusunu kendi zanneden birey, aslında başkalarının kurduğu bir arzunun içinde dolaşır. Bu dolaşım, yalnızca ekonomik bir süreç değil, aynı zamanda varoluşsal bir yön kaybıdır. Bir zamanlar ihtiyaç, hayatın çıplak zorunluluklarından doğardı. Açlık ekmeği çağırır, soğuk bir barınağı. Şimdi ise ihtiyaçlar, nesnelerden değil imgelerden doğuyor. Bir şeyi istemeden önce, onu istememiz gerektiği bize fısıldanıyor. Reklâm, bu fısıltının en rafine biçimi. O, sadece bir ürünü tanıtmaz; bir hayat biçimini, bir kimliği, bir eksiklik duygusunu inşa eder. İnsan, artık sahip olduklarıyla değil, sahip olması gerektiği söylenenlerle tanımlanır.
Fakat burada daha derin bir mesele var, o da şu; İhtiyaçların kendisi, onları inceleyen ve yönlendiren sistem tarafından şekillendiriliyor. İnsan, kendi arzularının öznesi olmaktan çıkarak, arzuların nesnesi haline geliyor. Bu yüzden modern insanın bolluk içindeki yoksulluğu, yalnızca maddi değil; anlam yoksulluğudur. Her şeye ulaşabilir, ama neden ulaşmak istediğini bilmez. Oysa bir başka hat daima mümkündür. Bu hat, dışarıdan dayatılan arzuların........
