menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İman, amel, hak ve sabır

23 0
thursday

Fahreddin-i Razi (Rahmetullah'ı aleyh) Asr süresinin tefsirinde diyor ki; "Ben za­manın değerini pek anlayamazdım. "Vel-Asr1" suresini okurdum da manayı gönlüme yer ettiremezdim. Bir gün çarşıda buz satıcısı gördüm. Şöyle bağırıyordu; "Sermayesi her an eriyen bu zata acıyın."

Ömür sermayesi her nefeste eriyor. Nasıl ki buzun üzerine sıcak nefesinizi üfürdüğünüzde buzu eritiyorsunuz, aynı şekilde çıkan ve giren her ne­feste siz de eriyorsunuz. Öyleyse bu nefesler boşa gitmemeli. Bu ne­feslerle bir şeyler kazanılmak ve ahirette Allah'ın (C.C.) huzurunda bu nefeslerle kazandığımız sevabın mükâfatını görmeliyiz.

“Dehrin ne safa var sim ü zerinde

İnsan bırakır hepsini hıyn-i seferinde” demiş.

Yani bu çağın içerisinde altın kazanmışsın gümüş kazanmışsın, ipekler giymişsin en pahalı arabaya binmişsin, köşkte kalmışsın ne fayda var.

Bir gün bir sefer başladığında bunların hepsini geride bırakıp gideceksin diyor.

Helalinden kazanılan mallarında başka insanların da hakkı kalmamışsa, ahiret yurduna da hazırlık yapmışsan ne âlâ.

Ahirete doğru bir gün bir sefer başlayacak. Öyleyse bu yolculuğa hazırlıklı olalım. Mehmet Akif de şöyle demiş:

“Neden geçsin sefaletlerle, haybetlerle ezmanın

Neden azmin süreksiz, yok mudur Allah'a, imanın?”

Yani zamanın boş şeylerle, sefaletlerle, sefahetlerle insanı yarın pişman edecek şeylerle niye geçsin.

Eğer Allah'a imanın varsa azmedeceksin, azimle bir şeyler yapacaksın. Zamanı sefahetle değil ibadetle, itaatle Hakk’a ve halka hizmetle geçireceksin.

Öldükten sonra da anılacak işler yapmalıyız. Sana hayır dua........

© Milli Gazete