Camiler ve görevlilerimiz
Cihattan önce iman, abdestten önce namaz, dünyadan önce insan lazım.
İmanın tadına varan kâmil/olgun Müslümanlar, “Tatmayanlar da bundan tatsınlar” diyerek, İslam’ın her insana ulaşması için malını ve canını ortaya koyana mücahit diyoruz.
Rabbimiz, namazı emretti, namazın insanı kötülüklerden alıkoyacağını haber verdi ama namaz için kalktığımızda abdest almamızı ve nasıl alınacağını emretti, Sevgili Peygamberimiz de onun tarifini tatbikatıyla gösterdi.
İnsanı yaratacağı, Rabbimizin ezeli bilgisinde vardı.
Hazreti Adem aleyhiseselamı cennette eğittikten ve imtihandan geçirdikten sonra ineceği yeryüzünü ve gökyüzünü O inmeden önce dayayıp döşedi.
Sevgili Peygamberimiz, yeryüzünün temiz olan her yerinde namaz kılınabileceğini bildirdiği halde Sevgili Peygamberimiz Medine-i Münevvere’ye hicret edince ilk işi cami yapmak oldu.
Yani önce cemaat, sonra cami.
Yeni bir mahalle kurulurken, camisiz mahalleye imam tayin etse de, imam o mahallede cemaat toplamaya başlasa ve parasal işlerin hiçbirinin en uzağına bile yaklaşmasa ve bir saf cemaat oluştuktan sonra cami yapımına geçilse.
Birkaç yıl önce başkanlık tarafından imamlarımıza cemaat sayısı sorulmuştu.
Sabah namazında kaç, öğlede, ikindide, akşamda ve yatsıda kaç cemaat var diye bir yazılı evrak istendiğini hatırlıyorum.
Bu bilgilendirmeye göre teftişler yapılsa ve atamalarda bu rakam da etkili olsa.
Müftülerimiz, terfi edebilmek için cami ve külliye yapmaktan imamları ve müezzinleri harekete geçirmeye zaman bulamıyorlar.
Zamanı yalnız binaya para toplamak için kullanıyorlar.
On tane veya yirmi tane umreci ikna eden imam veya müezzini umreye veya hacca eşiyle beraber götürme kampanyasına ilaveten, habersiz........
