Bu milletin gerçeği kimin umurunda?
Bir iktidar düşünün... Kendi sinesinden çıktığı toplumun feryadına kulaklarını tıkamış, halkın en temel arz ve taleplerini bir kenara fırlatmış. Sokaktaki yangını, mutfaktaki fukaralığı görmezden gelen bir anlayış, ne hikmetse uluslararası platformlarda adeta bir "olağanüstü hal" titizliğiyle arz-ı endam ediyor. Evet, NATO Zirvesi’nden ve o zirvenin etrafında koparılan fırtınadan bahsediyorum.
Kuruluş amaçlarının ve tarihsel misyonunun İslam coğrafyasının, inancımızın aleyhine işlediğini bile bile, bu yapıya gösterilen bu aşırı hürmet niye? Nedir bu teslimiyetin, bu olağanüstü çabanın arkasındaki sır? Bütün dünya izliyor; her şey, okyanus ötesindeki güçleri, özellikle de Trump’ı razı etmek, onlara şirin görünmek uğruna yapılıyor. Yapılan harcamalar ise tam anlamıyla akıllara zarar, bize göre israfa varacak kadar abartılı birer gösterişten ibaret. Halk yoksullukla boğuşurken, yukarılardan yine o bildik, o kibirli slogan yükseliyor: "İtibarda tasarruf olmaz!" Oysa bu toplumun feraseti, hassasiyeti ve içine itildiği bu mülhem vaziyet, dönen dolapları ve yapılan haksızlıkları gayet net bir şekilde fark etmeye yetiyor da artıyor bile.
Gelelim bu tiyatronun sahne arkasındaki ortaklara...
İktidarın küçük ortağının kürsü konuşmalarına baktığınızda, yine o bildik senaryo vizyona giriyor: Kahramanlık ve milliyetçilik hamaseti zirve yapıyor. NATO Zirvesi’ne yapılan o anormal iltifatların, dökülen dillerin üzerini örtmek için hemen yeni bir........
