Siyaseti batıl olanın saadeti olmaz
Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
İlim ortadan kalkınca ortalığı cehalet kaplar. Cehaletin hâkim olduğu toplumlarda huzur, barış ve kardeşlik olmaz. İlim, Allah’ın peygamberler yoluyla insanlara bildirdiği gerçeklerdir. Allah’ın bildirdiği şeyler dışında insanların ulaşabileceği bir ilim, hak ve gerçek de yoktur. İnsanlar, Allah’ın bildirdiği ve peygamberlerin tebliğ ettiği bu ilme yönelmeleri durumunda saadet bulurlar. Bu ilmi yok sayan, inkâr eden, zanlarını ilmin yerine koyan, hevaya, boş şeylere itibar eden insanlar ise cehalet ve manevi boşluk içinde bocalayıp dururlar.
Kur'an, hevayı; yok oluş, yukarıdan aşağıya düşüş, boşlukta bocalamak, ne yaptığını bilmez şekilde davranmak anlamlarında kullandığı gibi, ilmin ve hidayetin zıddı, dayanaksız olarak nefsin, süslü ve kötü arzularına uymak anlamında da kullanmıştır. Müslüman, siyaseti hevası olan kişi ve kalabalıklara uymaz, bunların arkasından gitmez, ancak ilme itibar edip Milli Görüş’e uyar. İlmin kaynağı vahiydir. Vahiy ile heva, birbirine zıt şeylerdir. İlmin karşısında yer alan, olumsuz kavramlardan zan, hevanın doğal destekçisidir. Kur'an, vahyi dışlayarak her türlü çözümü akıldan beklemenin insanı, hevaya esir edeceğini ve bunun da fesada yol açacağını bildirir. Heva, Allah ve Resulünün bildirdikleri karşısında her zaman zanna uymak, kibirlenmek, büyüklük taslamaktır. Kur'an, hevanın adalete mani olacağını ve insanı şeytanın maskarası yapacağını ifade eder. Heva, yer ve göklerin fesada uğramasına yola açar.
İlim, eşyanın gerçek mahiyetini bilmek ve ona göre tavır almaktır. Hevaya, yani beşeri kanun ve kurallara, şeytanın vesvesesine dayanan anlayışlara uymak, eşyanın bulunduğu hâl ve durumun aksine davranmak, en büyük zulümdür. İnsana yakışan, zulme, isyan ve inkâra düşmemek için batıl olan her şeyden uzaklaşarak, kararlı bir şekilde........
