Saadet’ten vefa iftarı!
Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
5 Mart 2026 Perşembe akşamı Saadet Partisi Genel Merkezi’nde anlamlı bir iftar yemeği verildi. Bu iftarda eskiden Milli Görüş partilerinde görev yapmış milletvekilleri, eski belediye başkanları, bakanlar, meclis başkanları, anayasa mahkemesi eski başkanı ve mevcut milletvekilleri katıldı. Katılan misafirler arasında Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç, Meclis Başkanlarından Bülent Arınç, Cemil Çiçek, İsmail Alptekin, İstanbul eski Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna dikkat çeken isimlerdi. İftar programının manevi atmosferi çok yüksekti. Anılar tazelendi, geçmişten günümüze yaşanan süreçler, unutulmayan hatıralar, hoş bir seda olarak ifade edildi. Milli Görüş’ün bereketi, duygu yüklü bir atmosferin oluşmasında yine etkisini ve gücünü göstermiş oldu. Bu iftar yemeğinde ve yemekten sonra yapılan çay sohbetinde yapılan konuşmalar Milli Görüş’ün ortaya koyduğu fikirlerin haklılığını, isabetliliğini, gerçekliliğini ortaya koyan istikametteydi. İftar yemeğinden sonra yapılan konuşmaların ilkini Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Mahmut Arıkan yaptı. Önce Sayın Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan hususları ifade edelim.
Arıkan: “Biz, bu sene Ramazan’ı, ortaya saçılıp savrulan krizleri konuşmak kötülüğü sıradanlaştırmak yerine; dayanışma ve kardeşliği büyütmek için bir fırsata çevirelim istedik. Bu nedenle, Türkiye’nin dört bir yanında “Adalet Sofraları” kuruyor, aziz milletimizle bu sofralarda buluşuyoruz. Bugün de aramızda ülkemizin siyasi hafızasında önemli izler bırakmış, bu millete hizmet etmiş değerli büyüklerimizle bir aradayız. Özellikle davetimize icabet ederek aramızda bulunan tüm misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum.”
TARİHİN EN BADİRELİ GÜNLERİ
Arıkan; “Tarihimizin en badireli günlerini yaşıyoruz. Savaşlar, krizler, göç ve insani dramların gölgesinde bir Ramazan geçiriyoruz. Coğrafyamızda yaşanan gerçekliği daha iyi anlayabilmemiz için, toplumun hafızasında yer eden, ama çoğu zaman bir hatırlatmaya ihtiyaç duyulan ve her biri bir okul olan üç sıralı gün var. 27 Şubat, 28 Şubat ve 1 Mart.
27 Şubat bir okuldur. Bu okulda okutulan dersin adı, “Necmettin Erbakan’dır”.
Bu derste öğrendiğimiz; ırkçılık yapmadan, mezhepçilik yapmadan, Müslüman olsun ya da olmasın, bütün insanların saadeti için gece gündüz çalışmaktır. 28 Şubat bir okuldur. Bu okulda okutulan dersin adı, “Irkçı Emperyalizmin Kırmızı Çizgileri”dir. Bu derste öğrendiğimiz şudur; Necmettin Erbakan ve bir kısmı burada bulunan kıymetli arkadaşları takke takıp namaz kıldığı için değil; Kamu-Tek Hesabı’na geçip faiz lobilerinin akarını kestiği için Asya ve Afrika ziyaretleriyle D-160’a giden yolun çekirdeği D-8’in temellerini attığı için Türkiye ile İran arasında ilişkileri muhkem kılmaya çalıştığı için ve ötenden beri devam eden Kürt meselesinde müzakere yolunu seçtiği için 28 Şubat Postmodern Darbe Süreci işletilmiştir. Ve son olarak 1 Mart bir okuldur. Bu okulda okutulan dersin adı; “Toplumu Örgütleme”dir. Bu derste öğrendik ki; organize olan iyilikler, kötülüğü engelleyebilir. O dönemde Necmettin Erbakan Hoca’mızın yoğun çabalarıyla, farklı kesimlerden milyonların savaş karşıtı tutumu, Meclis’teki dengeleri değiştirdi. Irak işgali durdurulamadı belki; ancak Türkiye’nin savaşa fiilen katılması engellendi. Böyle bir dönemde, 1 Mart’ı hatırlamak; etrafındaki kuşatmaya rağmen Necmettin Erbakan Hoca’mızın mücadelesini hatırlamak, bugünkü dağınıklığa karşı özgüveni yeniden inşa etmek ve umudu yeniden büyütmektir.”
Arıkan; “Unutulmamalıdır ki: Bölgemizden gelen parçalı tepkiler, İsrail’in stratejik yayılımını durdurmuyor. Aksine kolaylaştırıyor. Tam da burada; iç cepheyi -gerçekten- tahkim etmemiz gereken bugünlerde, sizler vasıtasıyla; Sayın Cumhurbaşkanı’na çağrımı bir kez daha yinelemek istiyorum. Gün; emperyalist planların pervasızca sergilendiği bu dönemde, “Türkiye ekseni” etrafında kenetlenme günüdür. Sayın Cumhurbaşkanı AK Parti Genel
Başkanlığı unvanını bir kenara koyarak Ramazan-ı Şerif’in manevi iklimine uygun bir
“Türkiye Sofrası” kurmalıdır. Burada; iktidarıyla muhalefetiyle bölgesel gelişmeleri devlet aklıyla birlikte ele almalıyız. Bu sofra, milletimizin birliğinin ve bölgedeki oyunları bozma kararlılığımızın mührü olmalıdır.”
Sayın Arıkan’ın anlam yüklü konuşmasında sonra üç değerli misafirin konuşması da anlam yüklü içeriğe sahipti. İlk konuşmayı Sayın Bülent Arınç yaptı. Şu hatırası önemliydi: “Bir konuşmamda ‘hak hâkim olacak’ demişim, bunun üzerine Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde aleyhime bir dava açıldı. Yöneltilen suçlama; ‘siz şeriat hâkim olacak’ demek istediniz. Bu da devletin nizamını dini esaslara dayandırmak suçuna girer. Bunun üzerine ben savunmada hak kelimesinin sözlükteki anlamlarını ifade ettiysem de, mahkeme beni suçlu bulup cezalandırdı. Biz Erbakan Hoca’mızla birlikte çok zor zamanlarda mücadele ettik. Milli Görüş’ün tek adresi Saadet Partisi’dir.” İkinci konuşmayı Cemil Çiçek yaptı. Sayın Çiçek’in konuşmasında Haşr Suresi’nin 14. ayetine vurgu yapması önemliydi: “Haşir Suresi’nde; ‘Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın, müttefik orduları bile kursalar, korkularından sizinle savaşamazlar. Yahudilerin ve münafıkların kendi aralarındaki savaşları ise şiddetlidir. Sen onların birlik halinde olduğunu sanırsın. Hâlbuki kalplerinin atışları farklı, kafaları karışık, düşünceleri darmadağınıktır. Bu, onların akıllarını faydalı kullanamayan, gelişmemiş, cahil bir toplum olmalarından ileri gelmektedir.’ Bu ayette önemli olan aklın doğru kullanılmasıdır.” Ali Müfit Gürtuna’nın; “Erbakan Hoca’mız ve Sayın Recai Kutan büyüğümüz, biz görevde iken, şu alanı yeşil alandan çıkar ve şu parseli şu yakınımıza ver diye bir telefon açmadılar” sözü hakkı üstün tutan bir zihniyetin beratı niteliğindeydi. Çay sohbetinde ise Haşim Kılıç’ın şu sözü anlamlıydı: “Ben eskiden ‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ söylemini anlamlandıramazdım. Yaşanılan olaylar gösterdi ki bu çok kıymetli bir şeymiş, çünkü ahlâk adil olmanın temeliymiş.” Saadet bütünleştirmeye devam ediyor. Selam hidayete tabi olanlara.
