Milli Görüş Tarihi Refah Partisi Dönemi-24 Başbakan Erbakan Mesut Yılmaz elindeki kuşu kaçırdı
“Baba-oğul” diye anılan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile ANAP lideri Mesut Yılmaz, “Güven oylamasına gerek yok” açıklamaları yaptılar. Demirel açıkça uyarıyordu. “Aman bu hükümeti ne yapıp edin devam ettirin. Yoksa çok büyük sıkıntılar olacak.” MHP lideri Türkeş de hükümetin bozulmaması için Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller arasında mekik dokuyordu. Mesut Yılmaz, “Hükümeti bozmayacağım, bulun 276'yı düşürün” diye konuştu. DYP’ye akıl verdi, RP hakkında bir şeyler söyledi.
Erbakan bir Meclis konuşmasında Mesut Yılmaz’a dalga geçerek cevap verdi:
“Sayın Mesut Yılmaz’ın bazı konuşmalarında yadırgadığım sözler oldu. Kendileri Anavatan Partisi adına kararlar verdiler. Doğru Yol Partisi’ne yol gösterdiler. Refah Partisi hakkında konuştular. Bu yetkiyi nereden alıyorlar şaşırdım. Olsa olsa diye kendi kendime düşündüm. Sayın Yılmaz Bey, iki de bir benzin istasyonuna uğrar gibi kendisinden fikir sorma alışkanlığı karşısında, kendilerini bütün partilere fetva veren bir fetva makamı zannediyorlar. Halbuki burada her partinin kendi fikri var. Önemli olan başka partilere fetva vermek değil, başka partilerin doğru fikirlerinden yararlanmaktır.”
2 Haziran'da 41 seçim bölgesinde yapılan yerel seçimde RP yüzde 33.16 oy alınca, RP'nin muhalefette durdukça daha da büyüyeceği tescil edilmiş oldu. RP'nin hükümet kurması gerektiği görüşü yaygınlaştı. Kimileri bunu RP'nin hakkı olduğu için savunurken, kimileri de “yoksa tek başına iktidara gelecekler, şimdi hükümet ortağı olsunlar ki yıpranıp oy kaybetsinler” anlayışıyla savunuyordu.
Mesut Yılmaz istifasını verince, Erbakan hükümet kurma görevini yeniden aldı. Hem ANAP, hem de DYP el altından RP'ye hükümet kurma mesajları gönderdi. Erbakan önce BBP ile görüşüp anlaştı. Çiller'le görüşmeleri ise 2.5 saat sürdü. RP tabanının gönlünde hala ANAP vardı ama Mesut Yılmaz kısa süre önce yan çizdiği için, DYP ile hükümet kurmak daha tercih edilir olmuştu. Çiller hiç olmazsa Mesut Yılmaz gibi “oyunlar” peşinde değildi. Zaten oyun yapacak hali de kalmamıştı,
RP'den başka şansı kalmayan Tansu Çiller, önce Ağustos ayında yapılacak MGK toplantısına kadar Başbakanlığın kendisinde olma şartını ileri sürdü ama Erbakan kabul etmedi. Buna rağmen DYP, RP ile hükümet kuracak gibi görünüyordu.
DYP'nin içinden bu hükümete karşı itirazlar yükseldi. Sesini ilk çıkaran Genelkurmay eski Başkanı DYP Kilis Milletvekili Doğan Güreş oldu, “Bu koalisyonu geldiğim ocağa açıklayamam. Üst tarafı tutsam, alt tarafı tutamam.”
RP ile hükümet kurma ihtimali arttıkça DYP'den istifalar geldi. Daha önce Mesut Yılmaz'a en ağır lafları söyleyen, dalga geçen Tevfik Diker, Yaşar Dedelek, Şinasi Altıner ve İrfan Demiralp ANAP'a geçti. Şinasi Altıner ANAP'ın Tansu Çiller ile birlikte Yüce Divan'a göndermek istediği isimdi.
28 Haziran 1996'da kurulan Refah Yol hükümetinin Başbakanı Necmeddin Erbakan'dı. RP'lilerin 27 yıl boyunca haykırdıkları “Başbakan Erbakan” sloganları nihayet gerçekleşmişti. RP'liler ülkenin dört bir yanında bayram yaptılar. “Başbakan Erbakan” sesleri yeri göğü inletti. Çoluk çocuk herkes ellerinde bayraklarla sokaklara döküldü, uzun araba konvoyları günlerce tur attı.
Demirel: “Erbakan ve Çiller siyasetten silinmedikçe..”
Refah Yol hükümeti ülke çapında sevinç gösterilerine, kutlamalara yol açarken, muhalefet ve medya hükümetin güvenoyu almasını engellemek için olağanüstü bir çaba içine girdi.
2 Haziran 1996 ara yerel seçimlerde BBP’den bile aşağıda yüzde 9.1 oy alan DSP’nin lideri Ecevit, DYP milletvekillerini sesleniyor, “Halkın yüzde 80’i RP’ye oy vermedi. Milletvekilleri güvenoylamasında milletin büyük çoğunluğunun bu kaygısını göz önünde tutmakla yükümlüdür. Ülkeyi karanlığa götürmekten kurtarmak için Refah Yol hükümetine ret oyu veriniz” diyordu.
Demirel’in kankası ve danışmanı Cüneyt Arcayürek, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, Güneri Civaoğlu’nun Çevik Bir paşayla görüştüğünü haber verdi. “Askerlerle, Çevik Bir Paşa’yla konuşması ilginç. Erbakan’dan nefret ediyorlar.” (Geriye Gidişe İzin Yok, Cüneyt Arcayürek, Bilgi Yayınları, Sayfa: 29, Ankara)
O günlerde ABD Dışişleri sözcüsü Nicolas Burns’un, “Laiklik şart değil” açıklaması muhalefette büyük bir şaşkınlığa yol açtı.
Milliyet gazetesi, Avrupa Milli Görüş Teşkilatının RP’ye her yıl 2.8 trilyon lira gönderdiğini iddia etti.
Hükümetin promosyonu sınırlayan yasasını Demirel veto etti.
DYP’nin içinde muhalefet toplanmaya çalışıyordu ama sadece 7 kişi vardı güvenoyunu vermeyeceğini açıklayan. Demirel durumdan hoşnut değildi. “Erbakan ve Çiller siyasetten silinmedikçe, Türkiye siyaseti yoluna girmeyecek” diyordu Cüneyt Arcayürek’e. İstanbul’daki evinde kabul ettiği Cumhuriyet gazetesi ekibine, “Gerekirse inerim aşağıya” dedi.
O günlerde Konda bir anket yayınladı. RP yüzde 25, ANAP yüzde 20.9, DSP yüzde 16.7, DYP yüzde 13.8, MHP yüzde 10.3, CHP yüzde 8.4. Cumhurbaşkanı Demirel, “Kabahat rejimin değil, bu adamı iktidar yapan ve oy verenler” diyordu. Cüneyt Arcayürek Demirel’e, “Hükümet güvenoyu alırsa, siz açıkça muhalefet etmelisiniz, sizden beklenen de bu” tavsiyesinde bulundu. “Memure emekliye yüzde 50 zam verecekmiş, olacak şey mi bu. Bütçenin yükü ne olacak, muhalefet etmelisiniz.”
Milliyet gazetesi güvenoylaması için oylamaya katılmamak 1 milyon dolar, kabul oyu 2 milyon dolar, istifa 3 milyon dolar haberi yaptı.
8 Temmuz 1996 günü geldiğinde güvenoyu vermeyeceğini söyleyenlerden dönenler olmuştu.
Güven oylamasında olaylar
RP ve DYP dışındaki partiler kurulan bu hükümetle şoka girmişlerdi. Hükümete güvenoyu vereceğini açıklayan BBP üzerinde yoğun baskılar kuruldu. ANAP milletvekili Eyüp Aşık, Fatih Altaylı'nın “Teke Tek” programında partilerinden seçime girip ayrılan BBP'lilere hakaretler yağdırdı.
Bu baskılara karşı BBP'ye cemaat ve tarikatlar hükümete destek olmasını istiyordu. Cemaat ve tarikatlar, oyunlara kapılmamasını, inançlı iktidara güvenoyu vermesi gerektiğini söylüyorlardı.
Güven oylamasında olaylar çıktı. Muhsin Yazıcıoğlu Meclis kürsüsünden açıkça “Hükümete kerhen oy vereceğini” açıkladı. “İslâm’ı iktidar etmeye mani oldu” demesinler diye BBP'liler hükümete güvenoyu verecekti. BBP'liler kendilerine hakaretler yağdıran Eyüp Aşık'ı dövdüler, gazeteci Fatih Altaylı'yı da tartakladılar. Hükümete güvenoyu vermeyen DYP'li milletvekilleri Emre Gönensay ile Mehmet Köstepen DYP'liler tarafından yumruklandı.
Güven oylamasında diğer ilginç olay, ANAP'ın muhafazakâr milletvekilleri tarafından gerçekleştirildi. Ali Coşkun, Korkut Özal, Cemil Çiçek ve Abdülkadir Aksu oylamaya katılmadılar, ancak hükümetin güvenoyu aldığı belli olduktan sonra salona girip red oyu verdiler. Böylece Refah Yol'a gizli destek verdikleri ortaya çıktı. Mesut Yılmaz buna çok kızarak, “Ayrılacaklarsa acele etsinler” diye konuştu.
Güvenoylamasından sonra Başbakan Erbakan kürsüye çıktı. Başbakan Erbakan Tansu Çiller’e ve BBP'ye teşekkür ederek söze başladıktan sonra sözü Mesut Yılmaz’a getirdi.
“Bakın sayın Mesut Yılmaz’ın eline kadar kuş geldi, kaçırdı.”
Bu sözler Meclis’teki gerilimi yumuşattı, Mesut Yılmaz’ın kendisi dâhil herkes gülüyordu.
Refah-Yol hükümeti işbaşında
Erbakan'ın Başbakan olmasıyla dünyanın sonu gelmediği kısa sürede anlaşıldı. Zamanla hükümete alışılmıştı bile. Üstelik Refah Yol hükümeti hızlı bir icraat programıyla başlangıç yaptı. İşçi, memur ve emeklilere uzun süredir görülmemiş oranda, yüzde 50 zam yapıldı.
Erbakan’ın, Güneydoğu'daki mezralara, boşaltılan köylere halkın yerleşebileceğini açıklaması da Güneydoğu’da çözümden yana olan kesimleri memnun etti. Erbakan gelince, beklenenin aksine ortalık karışmamıştı. Özellikle köylüler, Bağ-Kurlular ve emekliler durumdan memnundu. O zamana kadar Erbakan'a oy vermeyenlerden bile Erbakan'a oy vermeyi düşünenler vardı. Şimdiye kadar Erbakan'ı tanıyamamışlardı, meğer adam aslında ne kadar iyiymiş, hiç de korkuttukları gibi değil çalışkan ve esprili diyorlardı.
Refah Yol karşıtlığı yapanlar bile, bekledikleri gibi korkunç şeyler olmadığını görünce yatışmışlardı. RP ile koalisyon kuran Çiller de durumdan memnundu. Korktukları başlarına gelmemişti, son derece uyumlu bir hükümet oluşturmuşlardı. Yalım Erez bile Erbakan'ın performansından memnundu, ilk Bakanlar Kurulu toplantısında, “Çoktandır böyle bir çalışma olmuyordu, size teşekkür ediyorum” diye Erbakan'a teşekkür etti.
Erbakan umut veren konuşmalar yapıyordu. Halkın daha çok kazanması için uğraşacaklarını belirterek, kaynak paketleri açıklıyordu.
Ekonomide canlanma görülmüştü. Verilen zamlarla piyasaya nakit para girmiş ve piyasalar açılmıştı.
Bir yandan da Erbakan’a muhalefet sürüyordu. Refah Yol'a karşı çıkan Cavit Çağlar, İsmet Sezgin, Rıfat Serdaroğlu DYP'den ayrıldılar Bu isimler Demirel'in yakınlarıydı ve iyi giden hükümeti bozabilmek ve DYP'yi karıştırıp bir zamanlar kızı gibiyken şimdi düşmanı gördüğü Çiller'i zor durumda bırakmak için, Demirel'in işaretiyle istifa ettirilmişti.
Halk ise hükümetten ve belediyelerden memnun görünüyor, Refah Yol iyi gidiyordu.
Demirel, asker, medya, yargı ve Fethullah Gülen ittifakı ise gidişattan hiç hoşnut değildi. RP’nin günden güne kalıcı olma, Türk siyasetinde yeni bir dönem başlatma, her türlü vesayeti sona erdirme ihtimali ürkütüyor, bu gelişimi durdurmanın yollarını arıyorlardı.
Hükümetin güvenoyu alması en çok Çankaya Köşkü’ndeki danışmanı üzmüştü. Cüneyt Arcayürek, danışmanı olduğu Demirel’e söyleniyordu:
“Burada, Köşk’te yıllardır Tansu Çiller’e savaş verdik, verdiniz. Tansu Çiller’i temizleyemediniz. Şimdi önümüze Necmeddin Erbakan çıktı. Başımıza bir de Erbakan belası sardı. Bela birken iki oldu. Birini temizleyemediniz. Birbirinden beter ikisi ile nasıl baş edeceksiniz? Yapacağınız iş en iyi iş bunlara karşı muhalefet.” (Geriye Gidişe İzin Yok, Cüneyt Arcayürek, Bilgi Yayınları, Sayfa: 39-40, Ankara)
Milli Görüş’ün Refah Partisi dönemini anlatan bu diziye kısa bir ara veriyoruz. Tarihimizde kapkara bir leke olan 28 Şubat dönemi ile yakında tekrar buluşmak üzere.
