menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milli Görüş tarihi Refah Partisi dönemi-13 / RP’nin üç hatibi: Refahlı kadınlar ve araba konvoyları

18 0
13.02.2026

12 Eylül yönetiminin ilk genel seçiminde Özal'ın Anavatan Partisi tek başına iktidar olunca eski partilerin taraftarlarının çoğu, MDP ve HP’ye göre daha ehven buldular. Sonuçta halk eski partilerin kurdurduğu partiler seçime girmediği için Kenan Evren’e inat Özal oy vermişti, Üstelik seçim sonuçları 12 Eylül darbecilerine yönelik halkın bir tepkisiydi.

ANAP'ta Özal’dan başka tanınan çok isim yoktu. Seçim öncesi estirilen MDP havası nedeniyle tanınmış kişiler o partiye yönelmiş, ANAP’a ise pek rağbet edilmemişti. Özal’ın hatırına, eşin dostun zorlamasıyla ANAP’ta siyasete girenler büyük çoğunluktu. ANAP iktidara gelince, çok kişi beklemedikleri milletvekili, bakanlık veya bürokrat görevlerine kavuştular. ANAP’ın üst düzey yöneticilerin bazıları, il ve ilçe başkanlarının önemli bir kısmı MSP ve MHP ağırlıklıydı.

Yeni Asya hariç Nurcular, Süleymancılar, Fethullahçılar MDP’yi destekleme kararı almışlardı ancak Kenan Evren’in seçimden iki gün önce yaptığı konuşma, o cemaatlerin tabanını da ters yönde etkilemiş, çok büyük oranda ANAP’a yönelmişti. Oy kullanmayı düşünmeyen kimi cemaat ve tarikat mensupları bile Kenan Evren’e inat sandık başına koşmuştu.

Seçim sonucu çoğu kesimi kendine göre sebeplerle sevindirmişti. En büyük sevinçleri 12 Eylül yönetimine karşı alınan bir zaferdi. Nasıl 12 Eylül yönetimine gün gelecek, bu varta atlatılacak denilmişse, şimdi de bugün Özal’ın Başbakan olması iyidir, eski liderlerimizin partileri kurulunca ileride yuvaya döneriz düşüncesi zihinlerde yer alıyordu.

Özal, bu hissiyatın farkındaydı. O yüzden olabildiğince el altından da olsa dindar kesimin hoşuna gidecek icraatlar sergiliyor, pek çok önemli makamlara dindar insanları getiriyordu. Fakat basının sol kesimi bir süre sonra bu durumu eleştirmeye başladılar. Hatta bu gidişle Erbakan’ın yolunu açacak iddiasında bulunanlar oluyordu. Bazı sonradan liberal olan bir kısım sol ise artık Özal’ı destekliyor, umulmadık kişiler köşelerinde Özal’a övgüler yağdırıyorlardı. Onlardan bazılarına göre Özal Erbakan’ın yolunu açmıyor, tersine Erbakan’ın yapabileceği kimi icraatlarla aslında Erbakan’ın yolunu kapıyordu. Kimse bu saatten sonra Erbakan’a oy vermezdi, zaten siyasi yasaklıydı. Benzer şeyleri, Demirel için de söylüyorlardı.

Kimi ulusalcılar Özal’ın aslında Erbakancı olduğunu ama laik çağdaş görüntüyle sağ kesimin oylarını aldığını ileriye sürüyordu. Onlara göre Özal, seçim öncesi MSP’lilere, cemaat ve tarikatlara verdiği sözleri tutuyordu. Kendisi de Nakşibendi tarikatındandı ama bu yönünü ön plana çıkarmamış, gizlemişti. Daha çok ekonomist yönüyle ön plana çıkıyordu. Ama bu imajın gerisinde Özal gerçekte bir tarikatçıydı ve dini çevrelerin bugüne kadar kazanamadıkları mevkileri, makamları kazandıran, yine bugüne kadar alamadıkları mesafeleri almalarını gizliden gizliye sağlayan kişiydi.

Mesela Milli Eğitim Bakanlığı tamamen tarikatçıların ve cemaatlerin elindeydi. Dini çevrelerin yayınladığı dergiler, kitaplar MEB Talim Terbiye Kurumu tarafından okullara tavsiye ediliyor, Tebliğler Dergisi'nde bu tavsiyeler yayınlanıyordu.

1985 yerel seçiminden sonra

1985’te yapılan yerel seçimlerde Erdal İnönü’nün SODEP’i, Yıldırım Avcı’nın genel başkanlık yaptığı Demirel’in DYP’si, Ahmet Tekdal’ın genel başkan olduğu Erbakan’ın RP’si seçimlere katıldı. ANAP’ın oyları........

© Milli Gazete