menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asrın tababeti

12 0
17.02.2026

Böyledir. Saçların kırıklığı tarağın zaferidir. Maksat başıbozuk kıllar âlemine nizam vermek; özgürce dalgalanışı sindirememek, kendince şekillenişi kaldıramamak... İşgüzarlık, insana ait olan her keyfiyeti bir başka insan eliyle düzenlemeyi, her tabii hali bozup değiştirmeyi getirir. Saçı düzelten tarak, tarağın yamulduğunu kimse anlamaz!

Düzen de mümkündür. Sistematik işleyen her saçmalık bir müddet sonra insan evladı için vazgeçilmez görünür. Bir şapkanın altına sığınanla aynı yere zorla hapsedilen, kurulu düzen tarafından güya eşitlenir. Kıl, tüy açısından bir kez iyi görünmüşse mağdurun uğradığı zulüm kimin umurunda... Öyle ya bir düzene sokmak gerektiğinde saçlar için hırpalanmak kaderdir! Nasılsa sağlam kalanların yaptığı fedakârlık, kırılıp gidenlerin acı kaybını örter. Nasılsa kalanlar tarağa minnet, eksilenlere hürmet, uyumsuzluk gösterip dikelenlere hiddet hisseder. Nasılsa tarak gibi bir kahraman, tarayışı yücelten çokça şarlatan, düzen diye diye her tür özgürlüğün anasını ağlatan bulunur.

Kellik ya da keltoş oğlanlık kader değildir. Yoksulluk gibi... “Yoksulluk kader olamaz, kader değildir / Firavunlar bile böyle gaddar değildir” cümleleri elbette rahmetli Cem Karaca müziğinde daha bir manidar görünür. Kellik derdi için bin türlü deva bulunabilir. İlacı olsa başına sürer diye söylenen kel doktorlar, ilaç geliştirdiğinde bir yerine sürmez; onun patentini alır, satıp voleyi vurunca da saç ekim merkezleri açar. Sonra saç ekimine çağ atlatıp kurdukları merkezleri zincir........

© Milli Gazete