Asrın şeameti
Bozuk saatin bile günde bir kez doğruyu gösterdiğine dair varsayım yalandır. Bozuk olan bir alet bozuktur, ondan doğru bir eylem sadır olmaz. Yanılsamalar, yalan yanlış kurgular, ayarsızlıklar doğruyu ele vermez. Hele simülasyon çağının nerdeyse yalan karışmamış hiçbir unsuru bulunmayan iletişim vesaiti, hakikati örtmenin destanını yazar. Amerikan saldırganlığının Irak'ta, Suriye'de, Afganistan'da yahut bir başka yerde başarısız olduğunu, nihayetinde halkların kendi kaderlerini yine kendilerinin tayin ettiğini söylemek güçtür. Bunun istisnası elbette Filistin ve İran’dır. Ve İran, Filistin direnişinin nasıl paydaşıysa, gayrısı da küresel emperyalizmin oyuncağıdır.
Müslümanların emperyalizme karşı savaşı doğal olarak hiçbir Amerikancıyı teskin etmez. Yakın geçmişte Filistin direnişi için sarf edilen çaba, Yahudi'nin tepesinde patlayan füzeler, verilen şehitler gibi şimdiki zamanda Amerikan kudurganlığına karşı teslim bayrağı çekmeyen Müslümanlar, cümle yandaşların kursağına oturur. Mevzi kaybetmemek adına ilk kez aklına mezhep taassubu gelen kimi distribütörler, tutuşturduğu bombalar bir tarafında patlayan Looney Tunes serisinden Wile E. Coyote (Çizgi filmlerin meşhur çakalı) garabetine düşmemek için ne diyeceğini şaşırır. Bu hiç de ilginç değildir. Zira leş kargası diplomasisini nimet bilenler için Amerika'nın kendine benzettiği memleketlerde savaş ardından ganimet toplamak ne denli doğalsa, benzetemediği topraklarda da vaziyeti muhafaza etmek standart işbirlikçilik karakteristiğidir.
Diller, haberler, söylemler ve elbette eylemsizlik, Siyonizm icazetli tek adamların basiretsiz beyanlarına göre şekillenir. Sünni bir Irak’ta milyonlarca insanın canı üstünden pazarlığa oturup ABD namına tezkere çıkarmak için hiç yırtınmamış gibi... Amerikan lejyonerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için hiç dua etmemiş gibi... Bin türlü inkâra rağmen elan dahi Yahudi’ye gemiler göndermemiş, lojistik sağlamamış gibi... Sömürgecilerin kuyruğuna sımsıkı tutunmuş, oradan kopmayı akıl edemez hale gelmiş, başlarına geleni rahmet addeden nasipsizler, hakikatin üzerini itina ile örtenlerin kaçınılmaz akıbetinden falan etkilenmez. Tağutun sesine kulak kesilmiş her işbirlikçi, mazlumun direnişine, başarısına, cihat iştiyakına sağır olur. Öyle üç maymun gibi de değil; adeta Ashab-ı Sebt gibi kıvranır. Sonra Mısır, Suriye, Libya, Tunus'ta hükümetlere karşı başarılı olan bir başkaldırı hiç de Amerikancı addedilmez ama mesela bir başka memlekette başarısız olan kalkışma Amerikancı kabul edilir. Üstelik sonuçları itibarıyla Trump yanında poz veren de, sapıkların övgüsüne mazhar olan da bellidir.
Bu Ramazan ve her Ramazan bombalanmak, görmek ve kayıtsız kalmak insanlar için doğallaştırılır. Profesyonel Müslümanlar, orucu neyin bozduğunu tartışır. Bomba yemek oruç bozmaz. Gazze'de de Tahran'da da katliama maruz kalan çocuklardır. Gazze için Batı'nın sessizliğinden yakınmakla iktifa edenler, Tahran'da tam da Batı'nın yanında yer alır. Ya da tam zıttı olur; Kuzey Atlantik Paktı'nın ayrıcalıklarına sığınılır. Artık ‘onların füzeleri varsa bizim de NATO’muz var’ demek iktiza eder. Merkel'in raison d'etat diye nitelendirdiği Yahudi oluşumunun varlığı ve süreğenliği, tıpkı Batı gibi topu onlara atan işbirlikçileri de tedirgin eder.
İki gün Hürmüz'ün boğazında kalınca aman savaşı bitirelim diye yırtınan sapığından, bizi füzelere karşı yapayalnız bıraktınız diye inleyen işbirlikçilere; ölmediğini ispatlamak için bin takla atan teröristlerden aman bana sıçramasın diye ne yapacağını şaşıran nasipsizlere çok ilginç cümbüşler yaşanır. Haber, havadis, iletişim adına karartma umudu, kimsenin yüzü, kalbi ve eyleminin karalığını örtmez. Vurulmadığı iddia edilen gemi, ardına bile bakmadan Hint Denizi’ne doğru kaçarken elbette birtakım küresel teröristlerin ölmediğini ispatlamaya çalışması bambaşka bir güzelliktir. Er ya da geç ölmeyecekmiş gibi... Kendini fazla önemseyen Yahudi zihniyeti, ölümü zillet zanneder. Bu zanlarında haklıdırlar; doğrusu inananlar için ölüm nasıl izzetse onlar için zillettir. İlerlemiş yaşında şehadetle buluşan bir pirifâni, ancak özlediğine kavuşur. Yahudi'nin yirmili yaşındaki lejyoneri ise olur da gebermezse ya sakat kalıp bir ömür sızlanır ya da kafayı sıyırıp sürüm sürüm sürünür, ölüm aranır.
Her halkın ayaklanabileceğine, ancak ortaya sapıklıkları saçılanları kurtarmak için başkaldıracağına inanan embesiller, inançlı bir kitleye toslayınca sığınacak liman aranır. Her halk gibi İran halkı da ayaklanır. Bir farkla ki onlar iktidar yanlısı muhalifiyle küfre karşı ayaklanır. Küfür her Ramazan ritmi bozsa da inananlar eliyle şekillenmiş çifte bayram yaşanması umulur. İnşallah mübarek olur.
