menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asrın alameti

7 0
20.10.2026

Bir zamandır. İnsanlar susar. Susmayı bildikleri için değilse de ifade etmek denen yetinin, o bir zamanlar nadirattan sayılan kabiliyetin eksikliğinden... Güdük kaldığından... Çoğu zaman anlatacak bir şey bulamadıklarından belki... Yahut dil olmadığından/dönmediğinden/kullanılamadığından... Sonra nasılsa bir ara o dil çözülür. Belki mecburiyetten, zaruretten... Hani bilineni bazen Bilal'e anlatır gibi anlatmak iktiza eder. Hani ayrıntının asıl olanı anlamsızlaştırdığı, izahın mizahı bozduğu, zırvanın tevillerle açıklandığı zamanlar... Herhalde bu maruz kalış dilin ayarlarını bozar. Konuşmayan insanlar artık susmaz, susturulamaz, durdurulamaz olur. Mütemadiyen konuşur. Bir anlama tutunmak gerekmez. Ağzı olan konuşur. Oral yoldan ishal olmuş gibilerdir. Gayrı susturmak kabil olmaz. Anlamsızlık, sürekli konuşmanın bir şey ifade etmeyişi, nihayet spikerlik gibi bir ağız kalabalığına evrilir. Artık insan sadece konuşucudur. Gördüğünü aktarır. Önce radyo sunucusu gibi, maç spikeri, sonra at yarışı... Bu kez muhataptaki yansılar insan teninden fırlayan konuşmaları düzenler. Bilal'e anlatır gibi anlatmaktan köre anlatır gibi anlatmaya dönülür. Köre anlatır gibi anlatmak... İşte bu vahimdir.

İnsan köre kendi gördüğünü, kendisinin müşahede edip onun göremediği görüntüleri anlatır. Bu serencam bir düşünce gerektirmez. Anlatılar,........

© Milli Gazete