menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ölümü Öldürenlerin Yürüyüşü: Cihat - 2

8 0
previous day

Tarih, insanın yeryüzündeki serüvenini yalnızca zaferler ve mağlubiyetler üzerinden okumaya meyillidir; oysa hakikat, bu sığ denklemin çok daha ötesinde, insanın kendi içine ve evrenin sonsuzluğuna doğru yaptığı yürüyüşte gizlidir.

Modern çağ, varoluşu yalnızca nefes almak, biriktirmek ve hayatta kalmak üzerine kurgularken; İslam’ın insana sunduğu mefkûre, yaşamın ve ölümün sınırlarını aşan, ebediyetle mühürlenmiş bir ufuk çizer. Bu ufkun kurucu unsuru, dar kalıplara hapsedilmeye çalışılan, ancak özünde evrensel bir dirilişin nabzı olan "cihat"tır.

Cihat, ne salt bir kılıç şakırtısıdır ne de dünyevi bir tahakküm arzusudur. O, her şeyden önce insanın kendisiyle, ardından da yeryüzüyle giriştiği mukaddes bir inşadır. Yatay eksende adaleti, merhameti ve hakkı yeryüzünün en ücra köşelerine taşırken sınırları genişletir; fakat bunu yaparken dikey eksende, yani kulun Rabbiyle olan bağında derinleşmeyi şart koşar. Dikey derinliği olmayan hiçbir yatay genişleme kalıcı olamaz; kökü toprağın derinliklerine, ezelî hakikate tutunmayan bir ağacın, dallarını gökyüzüne güvenle uzatması mümkün değildir. Bir Müslüman’ın mücahedesi, kendi nefsindeki putları kırmadan dünyadaki putlara balta vurmaya kalkanların aceleciliğinden uzaktır. Derinlik, ufku anlamlı kılar; ufuk ise derinliğin yeryüzündeki........

© Milli Gazete