Değerlerin Tersyüz Edildiği Bir Toplum Üzerine!
Toplumların çöküşü çoğu zaman bir işgal haritasında, bir ekonomik kriz grafiğinde ya da bir savaş ilanında başlamaz. Çöküş, görünmez bir yerden; değerlerin anlam değiştirdiği, kavramların içinin boşaltıldığı bir eşikten sızar. Bir kelimenin yerinden oynaması, bir sıfatın yanlış kişiye yakıştırılması, bir erdemin alay konusu edilmesi… İşte çözülme tam da burada başlar.
Bir toplumda doğru insanın “uyumsuz”, ilkeli insanın “inatçı”, onurlu insanın “saf” sayıldığı an, ahlaki pusula şaşmış demektir. Çünkü siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi değil; aynı zamanda anlam mücadelesidir. Kime “akıllı” dediğimiz, kimi “başarılı” gördüğümüz, kimi “makbul” saydığımız; aslında nasıl bir gelecek inşa etmek istediğimizi ele verir. Eğer korkaklık temkin diye pazarlanıyorsa, çıkarcılık pragmatizm olarak sunuluyorsa ve ilkesizlik esneklik diye alkışlanıyorsa, burada yalnız bireysel zaaflardan değil, sistemli bir değer erozyonundan söz etmek gerekir.
Siyasal düzenler, görünürde yasalarla; gerçekte ise değerlerle ayakta durur. Hukuk metinleri ne kadar kusursuz........
