Şeyhülislâm Ürgüplü’nün Ziya Gökalp’i “dinsizlikle” suçlaması…
İttihad ve Terakki Cemiyeti / komitası, 1908 ile 1918 arasında iktidar olmuş bir komitadır. Bu on yıllık iktidarda koskoca Osmanlı Devleti’ni basiretsizlikleriyle yele vermişlerdir.
1908’de II. Meşrutiyet’i ilân ettirip bir sene sonra Sultan Abdülhamid’i hal eden İttihad ve Terakki Komitası, cehâletleri yüzünden Osmanlı’yı, tarihin en uzun savaşına dâhil ederek koskoca devleti çöküşe sürüklemişlerdir. Bu yetmezmiş gibi Mondros Mütarekesi sürecinde İTC’nin liderleri olan Enver’ler, Cemal’ler, Talat’lar ve diğer bazı İttihadçı yöneticilerle beraber çözümü ülkeyi firar etmekte bulmuşlardır.
İttihad ve Terakki Komitası’nın ya da fırkasının korkunç ve vahim icraatlarını ilerleyen günlerde konu edineceğiz. Bugün İTC’nin merkez komitesine mensup olan ve komitenin ideoloğu olan Türkçü Ziya Gökalp’e dair Şeyhülislâm Ürgüplü Mustafa Efendi’nin tenkidlerini ele alacağız.
İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin en etkili organı Merkez-i Umûmî’dir. Yıllara göre bu merkezdeki üye sayıları değişmiştir. Cağaloğlu’ndaki Şeref Sokağı’nda bulunan Genel Merkezi’nde görev yapan Merkez-i Umûmî’nin fonksiyonu sadrazamdan, nazırlardan ve Meclis-i Meb’usan’dan daha fazladır. Çünkü sadrazamın, nazırların kim olacağına onlar karar verir. İşte bu merkezde daimi yer alanlardan biri de gençlik yıllarında Kürtçü olan, sonra da Türkçülükte karar kılan Diyarbakırlı Ziya’dır. Yine bu süreçte yer yer merkezi umûmîde görev yapanlardan biri de Ziya Gökalp’e taban tabana zıt görüşte olan ve “İttihad-ı İslâm’ı savunan” Şeyhülislâm Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi’dir.
Şeyhülislâm Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi, “Türkçülerin” Osmanlı İmparatorluğu dâhilinde İslâm dinini zayıflatma gayreti güttükleri Türkçülük siyâsetinin devletin Türk olan ve olmayan tebaası arasına nifak ve şikak soktuğunu belirterek sert tenkidlerde bulunur. Hatta o süreçte genelde İttihadçıların dinsizlikle suçlamasının yöneltildiği bir vakıadır. Bu açıdan Şeyhülislâm Ürgüplü’nün, Ziya Gökalp hakkında daha önce dile getirdiği “din düşmanı” tespiti ciddi bir isnad niteliğindedir. Nitekim Şeyhülislam Ürgüplü, 1916 Mayıs’ında İttihad ve Terakki hükümetinden istifa etme kararı alır ve istifasının sebeplerini şöyle sıralar:
“1- İbrahim Bey Adliye Nâzırlığından istifa ettirildi, Hariciye Nâzırı Halil Bey vekil tayin olundu. Bu husus evvela Merkez-i Umûmî’de, sonra Sadrazam, Talat Bey ve Halil Bey arasında kararlaştırılmış, diğer vekiller gibi bana da haber verilmemiştir. 2- Merkez-i Umûmî âzâsından Ziya Bey (Gökalp) beni İslâm Birliği taraftarı olduğum için Türkçülüğün aleyhinde telâkki ederek, Meşihatça........
