menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Osmanlı’nın son döneminde dokuz kez sadrazam olan Küçük Said Paşa’ya dair

8 0
wednesday

Küçük Said Paşa, 1 Ocak 1912 tarihinde tekrar sadrazamlık görevine getirilir. Bu onun dokuzuncu ve son sadrazamlık görevidir

Sultan II. Abdülhamid tarafından 7 kez sadârete getirilen Erzurumlu Küçük (Mehmed) Said Paşa (1838-1914), Sultan V. Mehmed Reşad döneminde de İttihatçılar tarafından iki kez daha sadârete getirilir. Sultan Abdülhamid’in hocası diye de tavsif edilir. Tanzimat döneminin önde gelen edebiyatçılarından biri olan İbrahim Şinasi tarafından “Şapur Çelebi” lâkabı verilir. Yine “Küçük” lakabıyla anılmasının sebebi ise diğer Said Paşa ile karıştırılmaması için boyunun kısalığından dolayıdır. Dokuz kez sadrazamlığın yanı sıra aynı zamanda Âyan Reisliği’nde de bulunan Küçük Said Paşa, zekâsıyla ünlü vezirlerden biridir. Meclis-i Âyan Reisi olarak “31 Mart Vak‘ası”nın yaşandığı sırada bu görevi sürdüren paşa, uzun süre beraber çalıştığı II. Abdülhamid’in hal’ kararını veren Meclis-i Millî’nin de reisliğini yapar ve bu durum onun vefasızlığına hamledilir. Yine bu minvalde ikinci vefasızlığı ise Sultan Abdülhamid’in hal’ edilmesinden sonra yazdığı iki ciltlik hatıratında sabık Sultan Abdülhamid’le ilgili menfi görüşler serdetmesidir. Bu vefasızlıklarına karşı çok zeki, zeki olmasının yanı sıra aşırı vehimli ve çok okuyan da biridir. Nitekim Rıza Tevfik, önce Küçük (Mehmed) Said Paşa ile Kâmil Paşa arasındaki rekabete değinir, sonra da Said Paşa’nın kitaplarla olan ünsiyetini göstermek için şu ilginç anekdotu aktarır:

“Seksen yıllık ömrümün siyasete karıştığım ilk devresinde tanımış olduğum sadrazamlardan başlıca ikisi ’Şapur Çelebi’ lakabıyla meşhur Küçük Said Paşa ile Kıbrıslı Kâmil Paşa birbirlerine rakip olarak rol oynamış iki devlet adamımızdı.

Bu iki vezir karakter itibariyle de birbirlerine hiç benzemez iki şahsiyet numunesi idiler.

Sultan Abdülhamid birinden sıkıldığı zaman onu azleder, yerine ötekini getirirdi. Benim bildiğim ve öğrendiğime göre Küçük Said Paşa aslen Kürt idi derler. Kendisine ‘Şapur Çelebi’ denilmesine sebep de kısa boylu ve uzun kara sakallı idi ki, eski İran tarihî resimlerindeki Şah Şâpur’a hakikaten benzemesi idi.

Said Paşa fevkalâde zeki bir adamdı. İnsanın kafasına, görüşüne pek ehemmiyet verenlerden değilim. Bazıları büyük kafalı adamları mutlaka pek zeki ve dâhi zannederler. On dokuzuncu asrın materyalist felsefesi böyle bir kanaatte durakalmıştı. Bugün bu nazariyenin doğru olmadığı sabit olmuştur.

Fakat Said Paşa’nın kafası gerçekten ve muntazam bir şekilde yuvarlaktı. Kendisi, kulaklarının bir kısmını örtecek kadar kocaman bir fes giyerdi. Bundan maksadı da Sultan Hamid’in fesini taklitten ibaretti. İyi biliyorum ki Said Paşa, cami ve medrese........

© Milli Gazete