Otuz Üç Yaşında Bir Kitap
Otuz üç sayısı üzerinde konuştuğunuz oldu mu? Bu sayının bizim medeniyetimizde köklü bir geçmişi bulunmaktadır. İnancımızı, Allah’a bağlılığımızı, Peygamber’e sadakatimizi ve ölümden sonraki hayatla irtibatımızı kuran bir niteliğe sahiptir. Sadece bir sayıdan ibaret değildir. Bu sayının tarihimizde ifade ettiği manayı sırayla ele alalım:
Geceye Başlarken Otuz Üç
Otuz üç sayısı, Hz. Peygamber’in Hz. Ali ve Hz. Fatıma’ya gece uyumadan önce söylemeleri gereken tesbihlerin ve zikirlerin sayısını öğrettiği rivayette geçmektedir.
Hz. Fatıma yeni evliydi. İlim ve irfanıyla tanınan eşi Ali ise iktisadi olarak çok da müreffeh şartlara sahip değildi. Gelinin baba evindeki hizmetçi gibi olanakları yeni evde yoktu. En azından eski evinde ekmek pişirme işini hizmetçiler yapıyordu. Genç gelin, ev işlerinden ve rehâ denen el değirmeninde buğday veya arpa öğütüp ekmek pişirmekten yorulmuştu.
Rehâ adı verilen el değirmeni, üst üste oturtulmuş aynı büyüklükteki iki dairesel bazalt taştan oluşur. Üstteki taşın ortası deliktir. Alttaki taştan uzatılan metal bir demir, bu oyuktan çıkarak taşı sabitler. Bir elinizle üstteki taşı çevirir ve diğer elinizle buradaki oyuğa buğdayı dökerek iki taşın arasında buğdayı ezmeye ve una çevirmeye çalışırsınız. Un dediğimiz şey, kabukludur ve yoğurduğunuzda bu kabuklar ellerinizi tahriş eder. Fatıma’nın elleri nasır bağlamış, yaralar oluşmuştu. Ayrıca küçük çocukları vardı. Hicretin ikinci yılında (Haziran 624) evlenmiş ve 3. yılın Ramazan ayında (Şubat 625) ilk çocuğu olan Hasan’ı, bir yıl sonra Şâban (Ocak) ayında Hüseyin’i dünyaya getirmişti. Daha sonraki yıllarda küçük yaşta ölen Muhassin ile Ümmü Külsûm ve Zeyneb doğmuştu. Tek başınaydı ve ev işlerinde yardımcı olabilecek kimsesi de yoktu.
Hz. Fâtıma, bir gün Peygamberimizin savaştan zaferle döndüğünü ve esir kadınlar getirdiğini duydu. Babasından, kendisine yardımcı olacak bir esir kadın vermesini rica etmek üzere baba evine gitti. Bir devlet başkanın ve bundan da önemlisi son peygamberin kızıydı. Hatice’nin emanetiydi. Kızlara şefkatiyle bilinen babası, elbette onun bu ricasını kırmazdı. Kapıyı açan Hz. Aişe, peygamberin evde olmadığını söyleyince Fatıma, durumu özetleyip arzusunu söyledi. Hz. Aişe akşam eve dönen peygambere, Fatıma’nın gündüz geldiğini ve bir hizmetçi rica ettiğini aktardı. Gerisini Hz. Ali’den dinleyelim: “Hz. Peygamber, biz uyumak için yataklarımıza uzanmıştık ki evimize geldi. Yataktan doğrulmaya davrandım ama o, "Olduğunuz yerde kalın," buyurdu. Aramıza oturdu; öyle ki ayaklarının serinliğini göğsümde hissedebiliyordum. Sonra şöyle dedi:........
