Çocukların görmediğine yok denmez!
Çocuklar, çevrelerinde gerçekleşen hadiseleri hayatlarının belirli dönemlerine kadar hatırlamazlar. Çocuklukları esnasında ebeveynlerinin konuştuklarına ve söylediklerine şahitlik edemezler. Akıllarının olgunlaşması, hafızalarının güçlenmesi ve zihinlerinin bilgiyi depolayabilmesi için bir sürenin geçmesi gerekir. Çocukluk anısı olarak akıllarında somutlaşan fulü görüntülerin çoğu, kendileri hakkında büyüklerinin anlattıklarının zihinde canlandırılmasıyla oluşmuştur. Çocuklar ise bu olayları gerçekten hatırladıklarını zannederler. Anı dedikleri olayın biraz sağını solunu kurcalarsanız bunun gerçekte bir hatırlama değil, anlatılarla şekillenmiş ve beslenmiş kurgular olduğunu anlarsınız. Eğer çocuğun küçüklük dönemine ait bir video kaydı izletirseniz kurgusunu daha da güçlendirmesini sağlayabilirsiniz. Video mutlu, şen şakrak, sevgi dolu bir sahneyi kaydetmişse ya da ebeveynin saadet dolu bir anını aksettiriyorsa anının netleşmesinin yanı sıra çocuğun ailesine olan sevgisini de artacaktır. Çünkü anlatı, duygusal bir kimliği de kendi içine katarak kurguya manevi bir yön katmıştır.
Unutmak, yokluğa delalet etmez!
Çocukların küçüklük dönemlerinde bir şeyi hatırlamadıklarını ve bu nedenle o şeyin var olmadığını söylemeleri onun yokluğuna delalet etmez. “Var olan, vardır” ve kaide de böyledir. Bu kural, akli delillerinden birisi olarak da Kelam ilminde yer bulmuştur. Bu delil, genellikle insanların “Gerçekten vuku bulduysa niçin hatırlamıyoruz?” sorusunu sordukları Kâlû Belâ ifadesi ile ilgilidir: “Allah Âdemoğullarından -onların sırtlarından- zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? “Elbette öyle! Tanıklık ederiz” dediler.” (A’râf 7/172-173) Müfessirlerin çoğuna göre bu olay hakikatte vuku bulmuştur. Gerçekten ruhlarımız bizden önce Allah’ın bir ve tek olduğunu kabul ve itiraf etmiştir. Ancak Zemahşerî gibi bazı müfessirlere göre ayetin bahsettiği temsili bir anlatımdır. Sanki Allah, kendisinin bir ve tek olduğunu gösteren delilleri göstermiş ve insan akıl potansiyelini kullanarak onun bir ve tek olduğuna şahitlik etmiştir. Kâlû Belâ’nın gerçekten vuku bulduğuna dair pek çok hadis bulunmaktadır. Bunun yanı sıra -konumuz itibarıyla- olayın gerçekten vuku bulduğuna dair akli delil şudur: “Bir kişinin erken çocukluk dönemindeki (doğumu, emzirilmesi, sütannesi veya ilk iki yılında yaşadığı ciddi hastalıklar ve acılar gibi) zor zamanları veya olayları hatırlayamaması, bunların hakikatte yaşanmış olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Çocukluğumuzdaki olayları unutmamız, hadiselerin yokluğu anlamına gelmiyorsa varoluş öncesi âlemde olanları hatırlayamamız da kâlû belânın vuku bulmadığı anlamına gelmez.”
Ruhlar âleminde söylediklerimizi ve çocukken yaşadıklarımızı unutmamız herkes tarafından doğal karşılanmaktadır. Ancak öyle olaylar var ki büyük olduğumuz........
