İsrail’de işler iyice zorlaşıyor, hikâye yeniden yazılıyor
Bugün İran-İsrail savaşını doğru tahlil etmek, kazanç ve kayıp noktalarını doğru teşhis etmek için adeta hikâyeyi yalnızca kurttan değil kuzudan da dinlemek gerekiyor.
Kuzu dediğimize bakmayın tabii, lafın gelişi öyle söylüyoruz, yoksa kuzuların hikâyeyi tersine çevirme günlerine şahitlik ettiğimizin farkındayız.
Bundan kasıt; ABD ve İsrail’in askeri operasyonlarına ve istihbarat oyunlarına yönelik algı yönetimlerinin, manipülasyonların tesirinden kurtulmaktır.
Medya ve sinema gücünü kullanarak yüksek teknolojiye ve erişilmesi zor askeri güce sahip olduğunu zihinlere kazıyan ve bu sayede yenilmezlik mitini inanca çeviren Siyonistler açısından işlerin iyice zorlaştığı bir döneme şahit oluyoruz.
Burada iki hususa dikkat çekmek istiyorum ama öncesinde bir hakkı teslim etmemiz lazım. Hikâyenin tersinden yazılmaya başlanması bakımından 7 Ekim 2023 gerçek anlamda bir milat oldu. 1991 yılında gerçekleşen Birinci Körfez Harbi’nden beri bölgemizde ABD eliyle yoğunlaşan Siyonist saldırganlığa karşı Gazze’de başlayan Aksa Tufanı; Batı Şeria, Lübnan, Suriye ve Yemen’in de dahil olmasıyla İsrail ile çatışmayı Filistin’den bölgeye doğru genişletti.
Bugün tüm dünyanın yakından takip etmek durumunda kaldığı İran-İsrail Savaşı ise bu çatışmanın güncel versiyonunu içeriyor.
Dolayısıyla tüm çabalara rağmen basiretsiz yöneticiler yüzünden bir türlü birlik oluşturamayan ve birlikte hareket edemeyen, bu yüzden de 1991’den beri edilgen bir şekilde adım adım Siyonist işgale maruz kalan bölge ülkeleri ilk kez savunmadan hücuma, edilgenlikten etkenliğe, nesnelikten özneliğe, oyunculuktan oyun kurmaya doğru son iki yılı aşkın süredir........
