menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zorlu Ramazan

16 0
17.03.2026

Ramazan’ın sonu yaklaştı, kısmetse bayram da birkaç güne idrak edilecek. İslam alemi bir kez daha zorlu koşullarda bir Ramazan Bayramı yaşayacak kısmet olursa.

Koşullar hem küresel ölçekte hem de yerel manada hayli zorlu, çetin ve zorlayıcı. Bir yanda tüm dünyanın ve insanlığın baş belası olan ırkçı emperyalizm ve onun Siyonizm takıntısı, Ortadoğu coğrafyasını Filistin, Lübnan ve son olarak da İran merkezli bir tasallutla huzursuz etmekte. Öyle lanet bir kafa yapısı ve hastalıklı bir ruh hali ki bu, birtakım hezeyanları kendilerine kutsal amaç bellerken ve bunun peşinde giderken, ne bir kural tanıyor, ne de en basitinden insanlık onurunu, erdemini ve dahi insan hayatını..

2 sene boyunca tüm dünyanın gözleri önünde tarihin en aşağılık soykırımlarından birisini gerçekleştirirken en ufak bir pişmanlık duymamış, tersine işlediği her savaş suçunu marifet ve kendinde hak gibi görerek insanlığın düşmanı olduğunu kanıtlamış bir takıntılı suç şebekesi, yine bir Ramazan ayını da boş geçmedi ve bu sefer de İran’a çullandı. İsrail adlı terör şebekesinin hamisi olduğunu gizleme gereği bile duymayan ABD, bu sefer utanmazlıkta da zirve yaptı ve İsrail’in emir eri gibi davranmaktan da çekinmeyerek İran’a çifte koldan saldırıya ortak oldu.

Mübarek bir ayda, manevi bir iklimi idrak etmeyen isteyen İslam alemi, bir kez daha ırkçı emperyalist ve Siyonist belanın tasallutuyla buruk bir Ramazan geçirmek durumunda kaldı. Bu durumda İslam alemi liderlerinin anlamsız veya tam tersine manidar sessizliklerinin, eylemsizliklerinin de büyük bir payı bulunuyor tabi. Dünya diplomasisinde en kolay şey olan “İsrail’i kınamak”, artık bir eylem olarak bil sayılmıyor neredeyse. Gayrimüslim ülkelerin toplumları hatta bazı hükümetleri dahi, Gazze soykırımı sürecinde kınamanın ötesine geçen pek çok eylemler gerçekleştirebildi. Dolayısıyla, İslam alemi içinden Siyonistlere yönelik “kınamalar”, ciddiye alınacak bir tavır olmaktan çıkalı çok oluyor.

Gazze’de ilan edilen sözümona ateşkes ve sonrasında da Trump’ın ne idüğü belirsiz Gazze Barış Planı süreci de ibretliktir. Gazze Barış Planına destek çıkarak, Trump denen “züccaciye dükkanına giren fil”den farksız adamın, saçma sapan liderlik pozlarına ve afra tafrasına çanak tutan İslam alemi liderleri, tarihe geçecek bir ibret vesikasını ortaya koydular aslında.

2001’deki 11 Eylül’ü bahane ederek İslam alemine yeni bir Haçlı Seferi ilan eden ve Afganistan işgaliyle de bu Ortadoğu’yu İsrail’in menfaatleri için yeniden dizayn sürecini başlatan ABD’ye bu denli eklemlenen bir İslam alemi manzarası, pek de hayra alamet olmasa gerek.

Gazze Barış Kurulu adlı Trump’ın “one man show” oluşumuna katılan İslam ülkelerinin, bu güya barışı hedefleyen kurulda İsrail’in de bulunmasına ses bile etmemeleri de ayrı bir fecaattir.

Son olarak da İran’a yönelik ABD-İsrail tasallutu, istediğine istediği zaman saldırabilme hakkını kendinde görebilen küresel eşkıyalık sebebiyle coğrafyamızın huzurunu bozan bir hadisedir. Bu meselede “tarafları itidale çağırmak”tan önce ABD başta olmak üzere saldırgan taraflara iki çift söz söylemek de gerekmez mi?

Küresel ölçekte yaşanan bu hadiselerin yanında yerel ölçekte ise vatandaşın son 5-6 yıldaki tek gündemi olan hayat pahalılığı ve her gün daha zorlaşan geçim sıkıntısı yer alıyor. İşin kötüsü, enflasyonla mücadele adı konmuş olan bir program uygulanıyor ama ortada olumlu bir netice ve geleceğe dair olumlu beklentilerden ise eser yok. Sadece tüm yükü vatandaşın üzerine yıkan, zaten geçinmekte zorlanan insanları daha da sıkboğaz eden bir yaklaşım söz konusu.

Bu zordaki milyonların belki en perişan olanları da emekliler muhtemelen. Durumları ibretlik bir hal almış vaziyette ve 20-25 bin lira gibi paralarla, bir de kira veriyorlarsa nasıl geçinebildikleri tam bir muamma.. Ömürlerinin sonuna gelmiş insanların bu denli yoksulluk ve yoksunluk içinde bir hayata mahkum edilmeleri ise başlı başına bir garabet. Yaklaşan bayramı, çocuğuna, torununa üç kuruş para, bir küçük hediye bile veremeden geçirecek olan milyonların varlığı ise Cumhuriyet tarihinden eşi benzeri görülmemiş bir vahametir.

Ramazan ayında iç ve dış sıkıntılarla hemhal olan bünyelere inşallah bayram ferahlığı ve selametiyle gelir. Hayırlı bayramlar.


© Milli Gazete