Doğru olan da yanlış
İstatistiki veriler, ekonominin nabzını, şekerini, kolesterolünü, hülasa-i kelam hal-i pür melalini, ne vaziyette olduğunu, sıhhatli mi yoksa hasta mı olduğunu ölçümlemeye yarar. Sokaktaki vatandaş için bir sürü sıkıcı rakam ve tabir gibi gözükse de çok şeyler anlatır. Yani çok önemli bir yeri vardır, ancak bir araçtaki göstergelerden de farksızdır. Yani çok şey anlatır ancak bakıldığı yere göre de hiçbir şey anlatmayabilir de.
Türkiye’de ne zamandır, yayınlanan istatistiki verilerin sıhhati ciddi bir güven bunalımıyla, vahim bir itibar kaybıyla karşı karşıya. Uygulanan ekonomi politikalarını, ortaya koyduğu sonuçlara bakarak değerlendirecek olan kamuoyu, açıklanan resmi verilerin doğruluğuna kuşkuyla bakıyor maalesef. Meseleyi olduğu gibi, tüm yönleriyle, eksiğiyle fazlasıyla ortaya koyması gereken, mevcut durumu göstermesi açısından buz gibi soğuk ve net olması gereken istatistikler, kamuoyunu doğruluklarına bir türlü ikna edemiyor.
Bu durum, elbette ki durduk yere bu hale gelmedi. En basitinden ve en meşhurundan örnek vermek gerekirse, açıklanan enflasyon verileri, “sokağın enflasyonu”yla hiçbir şekilde örtüşmediği gibi, kamunun bile bazı kalemlerde gerçekleştirdiği fiyat artışlarıyla da paralellik arz etmiyor. Bir de, sene sonlarında, tam da ücretlere yapılacak zamları etkileyecek aylık enflasyonun manidar şekilde düşük seyretmesi türünden durumlar yaşanınca, haliyle sokaktaki vatandaş açısından bir güven problemi doğuveriyor. Belki de bu sebepten olsa gerek, hane halkının enflasyon beklentisi de Merkez Bankası’nın yıl sonu tahminini 3’e katlıyor.
Ölçümleme aracında bir güven sorunu yaşanıyorsa, onu kalibre etmek gerekmez mi? Esnafların tartılarının doğru tartıp tartmadığının kontrolünün yapılması, aksi halde idari tedbir uygulanması misali, tüm vatandaşlarının hayatını doğrudan ilgilendiren bir meselede de bir doğruluk kontrolü ve gerekiyorsa da kalibrasyon gerekmez mi?
Geçtiğimiz hafta tam da bu istatistiki verilere ve ekonomik göstergelere bakış açısı farkına güzel bir örnek yaşadık. Aslında pek de güzel değil, tam tersine vahim bir örnek!
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, açıklanan büyüme rakamlarının ardından yaptığı açıklamada, TÜİK tarafından 18 bin 40 dolara çıktığı açıklanan kişi başı milli gelir rakamının verdiği coşkunlukla, Türkiye’nin artık “yüksek gelir grubundaki ülkeler” arasında dahil olduğunu iddia etti.
Şimşek, yapılan GSYH hesaplamasının ne zamandır “baskılanan” ve başta ihracatçılar olmak üzere pek çok kesimin de adil değerinin hayli altında olduğunu belirttikleri dolar kuruna göre yapıldığını muhakkak ki biliyordur. Yıllık artışta enflasyonun bile altında kalan döviz kuru gibi bir realiteye, yani serbest piyasaya aykırı bir fiyata rağmen, Şimşek’in böyle bir açıklamada bulunması, eğilip bükülmesi son derece kolay ama bir o kadar da mahsurlu olan istatistiki verilere istediği bir noktadan bakmasıyla açıklanabilir ancak.
Şimşek’in açıklamasından birkaç saat sonra ise, bu açıklamaları tevil eden, yalanlayan ve tam da aksini söyleyen bir başka açıklama geldi. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, gazetecilerin emeklilerin bayram ikramiyesine zam olup olmayacağı sorusuna, “Emekliye yapılan maaş zammı için kaynağı zor bulduk.” şeklinde cevap verdi. Bir yanda, bu sene için bütçeden faiz ödemelerine 2,7 trilyon lira kaynak aktarılacağının açıklanması, diğer yanda ise en düşük emekli maaşına yapılan 1000 lira zamma ayrılan 65-70 milyar lira kaynak.. Faizcilere günde 7,4 milyar lira kaynak ayrıldığı düşünüldüğünde, emekli maaşlarına ek zammın karşılığı da faizcilere 9 günlük ödemeye tekabül ediyor.
Bu iki açıklama, istatistiki verilere ve ekonomik göstergelere bakılan yere göre farklı sonuçlar çıkarabilmenin bir örneğidir. Bir yanda, “büyüdük ve zenginleştik” propagandasına hizmet eden bir istatistiki veri, diğer yanda ise “kaynak yok” mazeretine hizmet eden başka bir veri.. Birbirini yalanlayan iki sonuç çıkabilen bir ekonomik tabloda, bu iki açıklamadan birisi doğruyu yansıtmıyor. Ve işin acı tarafı da, doğru olan açıklama da, uygulanan ekonomi politikasının çarpıklığını ve önceliklerini ortaya koyuyor.
