menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geçmişin labirentinde değil geleceğin aydınlığında

15 0
22.04.2026

Tarih, olumlu-olumsuz, doğru-yanlış geçmişin yaşanmışlıklarıdır. İnsanlık bağlı bulunduğu medeniyetler, kültürler ve düşünceler izleğinde kendine göre bir yol tutturur. Medeniyetlerin kendilerine göre ilkeleri ve kuralları bulunur. Bizim bağlı bulunduğumuz İslâm medeniyetidir. İslâm medeniyeti peygamberler medeniyetidir. İlkeleri ve yolu bellidir.

İslâm milletinde ayrılıklar akidelerden ziyade siyasal çekişmelerden kaynaklanır. Zamanla siyasal çekişmeler mezhep ayrışmalarına, genel anlamda da siyasal ayrışmadan çok siyasal bölünmelere neden olmuştur. Batı düşüncesinde mezhep ayrışmaları bir anlamda dinî bir yapıya dönüşür. Katolikler ile Ortodokslar arasında büyük bir uçurum var. Birbirlerini dinsizlikle suçlarlar.

Müslümanlarda genel anlamıyla mezhepler arasındaki gerilimler kısmen geçmişte yaşanmış kimi durumlar gerekçe olarak görünüyorsa da asıl sorun siyasal bir düzleme taşınmış olmasıdır. Bunun için iki örnek vermemiz yeterlidir. Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail, Kanuni Sultan Süleyman ile Şah I. Tahmasb benzer özelliklerle taşırlar. Mezhep farklılıkları vardır, dönemin belirgin çatışma gerekçeleridir. Hatta kimi abartılar bunun hızlanmasına neden olmuştur. Bu çatışmalarda taraflar büyük kayıplar vermişlerdir. Bu siyasal çekişme bir anlamda iktidar çekişmesi ve üstünlük........

© Milli Gazete