İlk teravih namazında neler gördüm?
Her Ramazan ayının ilk teravih namazını hepinizin iyi bildiği bir tarihi (selâtin) camide kılıyorum...
Caminin adını vermiyorum ama her sene bu camide ilk teravih namazında kaç saf cemaat olduğunu da burada yazıyorum.
18 Şubat 2026, Çarşamba gecesi... İlk teravihi yine bu tarihi camimizde kıldım.
İstanbul Boğazı'nın en nadide konumunda olan, tertemiz, tarihi bir cami...
İçeri girerken yine güvenlik görevlisi ile karşılaşıyorsunuz!
Bir A-4 kağıdına yazılı, "Bu cami 24 saat güvenlik kamerası ile izlenmektedir!" notu düşülmüş.
Dikkatinizden kaçmamıştır; tarihi camilerimizde güvenlik önlemleri alındığından bu yana ayakkabı vb. hırsızlığı olmuyor! İstisnalar hariç! Ne güzel!
Cami tertemiz, düzenli... Hanımlar için yer ayrılmış...
Fakat her geçen sene, Ramazan ayının o olması gereken manevi havası ve rayihası biraz daha kayboluyor, sanki!
Yoksa sadece bana mı öyle geliyor?
Geleyim asıl meseleye?
Bu tarihi camimizde ilk teravih namazında kaç saf cemaat gördüm?
Geçen yıl aynı camide ilk teravihi kıldığımda şu notu (3 Mart 2025 tarihli Milli Gazete) paylaştım burada;
* "Bir süredir kendimce gelenek haline getirdim; ilk teravih namazını bir selâtin camide kılıyorum. Bu Ramazan’da da öyle yaptım. Şu satırlarıma inanmak oldukça zor olacak, aynı anda üzücü de; ilk teravihi kıldığım selâtin camide kaç saf cemaat vardı dersiniz? Topu topu 1,5 saf... Bir kez de yazı ile yazayım; bu Ramazan ayında ilk teravihi kıldığım selâtin camide bir buçuk saf cemaat vardı... Ne kadar üzüldüğümü anlatamam..."
Bu sene bu 1,5 saf cemaat, 2 saf olmuştu!
Yani, yarım saf kadar bir artış olmuştu.
Üşenmedim saydım, iki safta toplam 50 küsur cemaat vardı...
Sevinsek mi sevinmesek mi?
Fakat bu tarihi camide hoşuma giden, sevinmemiz icap eden bir sahne yaşadım; teravih namazı bitene kadar büyük kısmı boş olan camide çocuklar şen şakrak oyunlar oynadılar, zıpladılar, koşturdular!
PİSLİK DEĞİL; BU LAĞIMI........
