Srebrenitsa’dan Gazze’ye uzanan soykırım yolu
19. yüzyılın başları, insanlığın vahşi emperyalizm canavarıyla tam anlamıyla yüz yüze geldiği, çok uzun yıllar sürecek, bitmek bilmeyen ızdırap dolu bir sürecin başlangıcı oldu. Neden 19. yüzyıl, çünkü dünyaya asırlarca adaletle hükmeden Osmanlı Devleti, eski Osmanlı değildi. Ecdad-ı Osmanlı’nın askeri ve siyasi gücünü kaybetmesiyle birlikte, Batı emperyalizminin yoksul dünya ülkeleri üzerindeki sömürge faaliyetleri de hız kazandı. İngiltere, Fransa, Hollanda ve daha birçok Haçlı devleti, dünyanın yoksul halklarını silah zoruyla esir almaya, zengin kaynaklarını gasbetmeye ve vahşi soykırımlar gerçekleştirmeye başladı. Afrika, Asya ve Amerika kıtalarında sahipsiz halklar üzerinde soykırım üstüne soykırımlar işlediler.
Özellikle İngiltere ve ABD’nin desteğiyle Orta Doğu’nun bağrına zehirli bir kanser hücresi gibi salınan İsrail’in kurulmasının temeli de, 19. yüzyılda Avrupa’daki Siyonist kongrelerde alınan fitne kararlarıyla birlikte atıldı. Osmanlı’nın tamamen yıkılması sonrasında Müslüman halklar Siyonist- emperyalist işgal güçleri ile yerli işbirlikçilerinin ortaklığında acımasız zulümlere maruz kaldılar. Filistinlilerin topraklarında kurulan yasa dışı İsrail terör rejimi, yüz binlerce savunmasız insanı soykırıma uğrattı. Batı devletlerinin sınırsız desteğini alan İsrail’in, 14 Mayıs 1948’de sözde bağımsızlığını ilan ettiği gün, Filistinliler tarafından Büyük Felaket (Nekbe) olarak tanımlandı. Sözün özeti, küresel zulüm ve........
