menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’ın Kurtuluş Savaşı

12 0
05.03.2026

Yüzyıllardır barış içinde yaşadığımız, aynı coğrafyanın derdine kederine birlikte göğüs gerdiğimiz sınır komşumuz İran, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail işgal ittifakına karşı açık bir kurtuluş savaşı veriyor. Yüzyıl önce topraklarımıza taarruz eden Haçlı emperyalistlere karşı durduğumuz gibi, İran da bugün aynı ruh ve iradeyle Haçlı-Siyonist-Evanjelist işgal ittifakına karşı bir var oluş mücadelesine girişmiş durumda. İnşallah bu mücadelenin sonucunda kazanan İran halkı olacak.

İran, savaşın henüz ilk saatlerinde çok ağır kayıplar verdi ama yıllardır savaşa hazırlık yapmanın avantajını kullanarak kısa sürede toparlanmayı bildi. Bugün altıncı gününe giren savaşın son dört gününde İran’ın kazanımlarını artıran pozitif gelişmeler yaşanıyor. Bozguncular ittifakı, neye uğradıklarını şaşırmış durumdalar. Bütün hava imkânlarını hunharca kullanan İsrail- ABD ikilisi için en korkunç senaryo ise daha henüz başlamadı. Hele ki bir kara harekâtına girişmeyi denesinler karşılarında ülkelerini ve topraklarını savunmak için hazırda bekleyen milyonlarca İranlıyı bulacaklar. Uğrayacakları kayıpları bildiklerinden bu hamleyi yapmaya cesaret edemiyorlar.

Bu arada ABD’nin içi de alev alev kaynıyor. İsrail’in soykırım projelerinin ana sponsoru olan, Siyonist Yahudilerin emrinden çıkmayan Donald Trump hükümetini devirmeye yönelik devasa protestoların başlaması an meselesi. Geçtiğimiz günlerde Maryland Üniversitesi’nin yaptığı bir kamuoyu yoklamasında dikkat çekici bir sonuç çıktı. Bu araştırmaya göre, Amerikan halkının yalnızca yüzde 27’si ülkelerinin İran’la savaşmasını istiyor, yüzde 49’luk bir kitle ise savaşa kesinlikle karşı. Bu sonuç Trump yönetiminin İran’a savaş açabilmesi için son derece yetersiz bir kamuoyu desteğini ifade ediyor. Trump sapkını Epistein dosyalarındaki pedofili suçlarını örtbas etmek için ülkesini açık bir mayın tarlasına soktu. Bir Filistin atasözünde denildiği gibi “İsrail’le örtünen çıplak kalır”. Trump da, Orta Doğu’daki işbirlikçi müttefikleri de bu sözün gerçek hayattaki yansımasını çok açık bir şekilde yaşayacaklar.

İran’ın en büyük iki müttefiki olarak bilinen Çin ve Rusya’nın, bu emperyalist işgale karşı kış uykusuna yatmış olmaları da ayrıca ibretlik. Sahi Rusya ve Çin, ne işe yararlar? Yıl içinde İran’la onlarca ortak askeri tatbikat yaparlar, sürekli Tahran'la dayanışma mesajları yayımlarlar ama İran saldırıya uğrayınca köşelerine sinerler. ABD ve İsrail’in şerrinden mi korkuyorlar? Rusya Çeçenistan'da Çin ise Doğu Türkistan'da on yıllar boyunca masum Müslümanları katlederken çok da cesurlardı(!) oysaki. Kâfirden Müslüman’a esaslı dost olmaz sözünün izahı işte bu, İran yönetiminin, kazanacağı zaferin ardından yapacağı ilk işlerden birisi, bu saçma sapan müttefiklik hukukunu fesh etmek olmalıdır. Yapılan yorumlara göre, Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e Ukrayna'da, Çin Devlet Başkanı Şi Chinping'e ise Tayvan'da artık sorun çıkarmayacağına söz vermiş, karşılığında ise İran'ı satmalarını istemiş, bu kirli pazarlığın etkisi İran’daki savaş sahasında açıkça görülüyor. İşte kâfirlerin ittifakı, ne güzel de yol açıyorlar birbirlerine!

Gönül isterdi ki tüm İslam ülkeleri bu tarihi fırsatı değerlendirmek suretiyle bir araya gelip İsrail terör rejimini tarihin çöplüğüne gömsün lakin tam tersine bir çok İslam ülkesinin ABD’nin tarafında konumlandığına üzülerek şahit oluyoruz.

Son eleştirim de Türkiye’nin milli güvenliğini yakinen ilgilendiren böylesi hayati bir meselede, İran ve Türkiye’nin birlik beraberlik ruhuna zarar veren kitleye yönelik olacak. “Ben bu savaşta taraf olmak zorunda değilim” diyen sözde ilim adamları, İran’ın üst düzey liderlerinin katledilmesine bayram eden medya şovenistleri maalesef kitlelerini hamasi nutuklarla narkozlamaya devam ediyor. Bir de şu var, yıllardır, “İran hep Müslümanlarla savaştı kâfirlerle hiç savaşmadı” diyerek iki Müslüman halk arasında ayrılık tohumlarını besleyen bu kişiler, Amerikan üslerinden kaldırılan işgal askerlerinin cenazelerine, Tel Aviv’deki bombardımanların oluşturduğu enkaz görüntülerine baktıktan sonra bu söylemlerinden hiç utanıyorlar mı?

Allah azze ve celle, bu mübarek Ramazan vesilesiyle İran’a muvaffakiyetler versin, ümmet-i Muhammed’e kalıcı ve tesirli zaferler nasip etsin. Kâfir ordularını da Kahhar ismi şerifiyle kahr-u perişan etsin.


© Milli Gazete